Serkan Tatar | Latif Koru Röportajı


ST: "Latif'le Şiir Suare" başta olmak üzere bir çok radyo programınız ile deneyimli bir radyocusunuz. Yapımcılık, seslendirme on parmağınızda on marifet nasıl başladınız sanat yolculuğunuza?

LK: Teşekkür ederim. Özel radyoların yayına girdiği yıllarda başladı radyo serüvenim. Önce Ankara’da bölgesel birçok radyoda sonra da İstanbul merkezli birçok ulusal radyoda programlar yaptım. Seslendirmenlik, sunuculuk oyunculuk derken medyanın birçok alanında, kamera önü ve arkasında önemli projelerde çalışma şansım oldu.

ST: Oyuncu olmaya nasıl karar verdiniz? Başladığınız günden bugüne bir değerlendirme de bulunur musunuz?

LK: Daha ilkokul yıllarında okul tiyatrolarında başlayan oyunculuk serüvenimi, sonrasında aldığım eğitimlerle profesyonel bir alana taşıdım. ‘Seksenler’, ‘Payitaht Abdülhamid’ ve şimdi de ‘Kuruluş Osman’ dizisiyle aktörlük kariyerimi sürdürüyorum. Bu arada da ‘Dünyanın En Güzel Kokusu’ ve ‘Direniş Karatay’ isimli filmlerle sinemaya yönelik çalışmalarım oldu.

ST: Kendinize örnek aldığınız hayran olduğunuz aktörler var mı?

LK: Özellikle örnek aldığım biri yok. Fakat ilgi ve hayranlıkla takip ettiğim yerli yabancı birçok aktör var diyebilirim. Şener Şen, Uğur Yücel, Al Pacino, Robert De Niro, Anthony Hopkins gibi isimler söyleyebilirim.

ST: ‘Kuruluş Osman’daki karakterinizden bahseder misiniz? Dönem dizilerinde oynamanın zorlukları ve avantajları neler?

LK: Prens Salvador, Katalan kökenli paralı bir asker. Tam anlamıyla bir savaş makinesi.Aynı zamanda da liderlik özellikleri olan, ilmi siyasetten anlayan saray kültürüne de hakim zeki bir karakter. Bizans tarafından Anadolu’da Türklere karşı savaşmak üzere birliğiyle birlikte getiriliyor. Osman Bey’le çetin bir mücadeleye tutuşuyor. Nihayetinde mücadele esnasında Türklerin adilane ve mertçe yaklaşımlarına şahit olduktan sonra,Bamsı Bey’le yaptıkları etkileyici sohbetler ve belki biraz da Endülüs vesilesiyle İslam kültürüne olan gizli hayranlığı, onu serüveninde bambaşka bir yere taşıyıp Müslüman olmasına vesile oluyor. Ebubekir Sıddık ismini aldıktan sonrada, tam bir sadakat ve bağlılıkla Osman Bey’le omuz omuza düşmana karşı mücadeleye girişiyor.
Dönem işlerini hem aktör, hem de izleyici olarak çok seviyorum. Evet, belki uygulaması günümüz dizilerine göre her açıdan çok daha meşakkatli, fakat içine girdiğiniz dünya size öyle büyülüyor ki, sanki bir zaman makinesindesiniz ve tarihe şahitlik ediyorsunuz. Anlatması zor bir duygu. Onun için de zorluklar, yaşadığınız deneyimle avantaja ve keyfe dönüşüyor.

ST: Rolünüze hazırlanırken nasıl bir çalışma içinde oluyorsunuz?

LK: Hem fiziken hem zihnen sete çok hazır girdik. Çünkü Bozdağ Film, ben de dahil olmak üzere bütün ekibimizi yaz başında eğitime aldı. Haftanın altı günü sabah erken saatlerden akşama kadar binicilik, kılıç, mızrak, ok, yakın dövüş vs. birçok alanda bizi resmen donattı. Bir oyuncu için ulaşılması zor ve madden de yüksek maliyetli eğitimlerdi bunlar. Bunun için yapımcımız Mehmet Bozdağ’a müteşekkiriz. Zira bütün oyunculuk serüvenimiz için değerli edinimler. Aynı zamanda zihnen hazır olmamız için de, hepimizin okuduğu dönemle ilgili kitaplar var. Verilen brifingler de projeye çok daha motive olarak başlamamızı sağladı.

ST: Oynadığınız dizilerin dönem işleri olması sizin tercihiniz mi? ve size neler kattı artı yönde?

LK: Evet bu benim tercihim ve çok mutluyum. Söylediğim gibi sanki zaman yolcusuyum ve tarihe canlı canlı şahitlik ediyorum. Katkısına gelince, zaten tarihe, özellikle de kendi tarihine meraklı biriyim. Fırsat buldukça ilgili eserleri karıştırıyorum. Fakat örneğin içinde bulunduğum Kuruluş Osman dizisi bana 1200’lerle alakalı şuana kadar hiç rastlamadığım olayları öğrenmemi sağladı. Senaryo her geldiğinde merakla okuyorum ve her seferinde bir yaşıma daha giriyorum. Çünkü senaristlerimiz tarihin tozlu yaprakları arasında kalmış öyle bilgileri çıkarıp koyuyorlarki önümüze, şaşırmamak elde değil. Anadolu tabiriyle armudu pişiriyorlar resmen. Bu tip projeleri toplumumuzun tarihiyle bağ kurması ve bilgilenmesi açısından pek kıymetli buluyorum.

ST: ‘Kuruluş Osman’ çekimleri nasıl geçiyor set ortamınızdan bahseder misiniz okurlarımıza?

LK: Uzun eğitim döneminin etkisiyle bütün ekiple neredeyse asker arkadaşı yakınlığındayız. Birbirimizle bu kadar çok zaman geçirmiş olmamız inanılmaz bir sinerji doğurdu. Dolayısıyla da en alengirli sahnelerde dahi,büyük bir keyif ama disiplinle çalışıyoruz. Aksiyon sahnelerinin yoğun olduğu bir iş ‘Kuruluş Osman’. Fakat sette alınan üst düzey güvenlik tedbirleri neredeyse askeri bir tesis hassasiyetinde. Bu da bizi işimizi yaparken çok rahatlatıyor.

ST: Türkiye’de ve dünyada sinema ve dizi sektörünü kıyasladığınızda düşünceleriniz neler?

LK: Amerikan sinema sektörünün zamanlama ve hitap ettiği kitlenin niceliği açısından büyük bir avantajı olduğu malum. Fakat ülkemizde son yıllarda özellikle dizi sektöründe yapılan kaliteli işlerin dünyanın bir çok ülkesinde izleyici bulmasıyla biz de ciddi bir yer edinmiş durumdayız. Bu çok önemli bir edinim. Fakat bu noktadan sonra artık daha da hassas yaklaşmak gerektiğine inanıyorum. Sektör olarak yapımcıların öncelikle doğru adımlar atmaları şart. Sektörden kazanılanı yine sektöre yatırma fikri yaygınlaştıkça çok daha gelişeceğimiz kesin. Kuruluş projesi bu noktada örnek gösterilebilir. Zira platomuzu gören herkes hak verecektir. Dünya standartlarında bir ortam ve çok büyük örnek bir yatırım. Bölgesel ve sektörel olarak bu denli riskli bir interlanda bu çapta bir yatırım yapan yapımcımız Mehmet Bozdağ’a da hassaten teşekkür etmek isterim.

ST: Hayaliniz de hedefleriniz de özellikle oynamak istediğiniz bir rol karakter var mı?

LK: Bu işi bıraktığımda ardımda iyi performanslar, iyi yorumlanmış karakterler bırakmak isterim. Özellikle oynamak istediğim bir karakter yok. İnandığım her karakteri severek canlandırabilirim.

ST: Hayattan aldığınız en büyük ders nedir?

LK: Çok çalış, çok sev ve gereksiz konuşmadır.

ST: Bir oyuncunun kendini geliştirmesi için nasıl bir yol izlemesi gerekir tavsiye ve önerileriniz neler olur?

LK: Önce sevmesi gerekir. Ama gerçekten sevmekten bahsediyorum. Her anını. Zorlukları bile. Sonrasında zaten yol belli. Eğitim ve deneyim.

ST: İş dışında neler ile ilgilenirsiniz? Hobileriniz neler?

LK: Doğa yürüyüşlerini ve doğa ile iç içe olmayı severim. Atlara ve özellikle Kangal köpeklerine özel alakam var. Onlarla vakit geçirmeyi severim. Profesyonel olarak yapsam da hayatımda hobi olarak da şiir hep olmuştur. Tarih ve dünya siyasetini de ilgiyle takip ediyorum.

ST: Spor ve beslenme ile aranız nasıl? Formunuzu nasıl koruyorsunuz ilgi duyduğunuz yaptığınız spor ya da sporlar var mı?

LK: Çok spor adamıyım diyemem. Fakat Kuruluş Osman üst düzey fiziksel kondisyon ve performans gerektiren bir proje. Onun için diziyle birlikte egzersiz ve beslenmemize ekip olarak dikkat ediyoruz. Binicilik, basketbol ve tenis keyif aldığım spor dalları diyebilirim.

ST: ‘Sevgi’, ‘Dostluk’ ve ‘Güven'in sizde ki anlamı nedir?

LK: Hayatım boyunca şu sözü söyledim hayal kırıklıklarımın ardından. “İnsanlar tarafından çok aldatıldım, fakat yine de insanlara güvenir ve severim.”

ST: Hayattaki tercihlerinizi kalbiniz ile mi mantıkla mı yaparsınız?

LK: Bu soruya komedyen arkadaşım Erkan Köse’nin tespiti ile yanıt vermek isterim. “İnsanları yöneten kalbidir. Beyin sadece yeme içme gibi basit eylemleri yönetmemizi sağlar.” Ben de bu saptamaya sonuna kadar katılıyorum. Etraflıca düşününce son tahlilde hepimizi kalplerimizin yönettiğini keşfedebilir herkes.

ST: Bundan sonra meslek hayatınız da hedefleriniz neler kendinize nasıl bir yol belirlediniz?

LK: Mesleki bağlamda çok çeşitli bir portföyüm var. Oyunculuk, sunuculuk, yapımcılık… Hepsini dozunda devam ettirmek istiyorum. Zira tüm zorluklarına rağmen sektörü seviyorum.

ST: Bir dilek hakkınız olsaydı ne dilerdiniz?

LK: Bütün çaresiz hastalıkların çaresinin bulunmasını dilerdim.

Milli Antrenör Boksör Oyuncu
Serkan TATAR