New York New York

New York New York


New York New York… Orası hayaller ve özgürlükler şehri, orası dünyanın cazibe merkezi😊 Işıl ışıl, rengarenk, büyüleyici bir şehir olan New York City, tam da lakaplarından biri olan “Big Apple” gibi birçok farklı ırkın yaşadığı, kalabalık, canlı ve 7/24 uyumayan bir şehir.

Amerika Birleşik Devletleri’nin New York Eyaleti’ne bağlı olan New York City’ye İstanbul’dan 11 saatlik bir uçuşla gelebiliyorsunuz. Dönüş ise 9 saat sürüyor. Bunun dışında daha uygun fiyatlarla aktarma yaparak da gelebilirsiniz.

Biz havaalanından metroya bindik ve metro bizi otelimizin önüne kadar götürdü. Metro ağı inanılmaz derecede gelişmiş bir şehir, her köşede bir metro bulmanız mümkün. Bunun dışında shuttle veya şehrin meşhur sarı taksileri ile de merkeze ulaşabilirsiniz.
New York City; Manhattan, Brooklyn, Bronx, Queens ve Staten Island olmak üzere beş büyük bölgeden oluşuyor.

Bizim konakladığımız yer Manhattan adasının göbeğinde, Times Meydanı, Empire State gibi kilit yerlere 5 dakika yürüme mesafesinde bir oteldi.

Şunu söylemeliyim ki, New York’ta kaldığım süre boyunca ara ara metro kullanmam haricinde neredeyse her yere yürüyerek gittim, Brooklyn dahil😊 Yürümekten en çok keyif aldığım şehirlerden biri oldu. Devasa gökdelenlerin arasında yürürken kimi zaman kendimi yemyeşil parkların içinde kimi zaman Çin Mahallesi gibi bambaşka kültürlerin içinde buldum.

Peki bu kozmopolit şehirde neler yapılır, nerelere gidilir? Bu sorunun o kadar kapsamlı bir cevabı var ki ben size yapabildiğim ve yapmanız gereken kısımlardan elimden geldiğince bahsetmeye çalışacağım.



Öncelikle İstanbul’da da hep böyle bir alanın olmasını hayal ettiğim ancak maalesef o alanları AVM’lerin süslediği bir yer olan, binlerce filme ilham veren “Central Park” görmeniz gereken yerlerin başını çeksin. Hatta mümkünse bütün bir gününüzü orada geçirin. Manhattan’ın ortasında yer alan bu oksijen deposu yemyeşil alanda; binlerce ağaç ve farklı bitki türleri, yürüyüş, bisiklet yolları, sincaplar, hayvanat bahçesi, cafe’ler, köprüler, heykeller, oyun alanları, buz pisti ve sandal turu yapabileceğiniz ördeklerle dolu gölün bulunduğu kocaman muhteşem bir park burası. Sizde bu güzelliğin içinde gezip, sporunuzu yapabilir ve sevimli sincaplarla birlikte bütün günü çimenlerde piknik yaparak geçirebilirsiniz. Yolunuz buraya kışın düştüyse de Central Park’ın ortasında bulunan büyük pistte buz pateni yapmanın keyfini doyasıya çıkarabilirsiniz.




New York City, her ne kadar yüksek gökdelenlerle dolu bir şehir olarak anılsa da şehrin her köşesinde büyük-küçük masal gibi yemyeşil parklar bulunmakta. Ve bu şehrin en sevdiğim kısmı da burası, bir sokağın köşesini döndüğünüz her an kendinizi sincaplarla dolu sevimli bir parkın önünde bulabiliyorsunuz.


Times meydanı, New York’a gelen tüm turistlerin odak noktası, ışıl ışıl, devasa ve renkli reklam panolarıyla şehrin ana meydanı. Meydanın ilk ismi Longacre Meydanı'ydı. “The New York Times” gazetesinin genel merkezinin buraya taşınmasıyla birlikte şimdi ki ismini almıştır. Muhtemelen New York’a gelip buraya gelmeyen tek bir turist bile yoktur😊 Bu ışıl ışıl meydanda keyifle gezebilir, meydanın her köşesinde turistleri bekleyen süper kahraman kıyafetleri giymiş maskotlarla fotoğraf çekilebilirsiniz. Tek sorunu inanılmaz bir kalabalığın sizi bekliyor oluşu. Aynı zamanda burada yer alan meşhur Broadway müzikallerden birine gidebilirsiniz.

Broadway müzikallerinin biletleri online olarak önceden satın alınabiliyor. Ancak özellikle görmek istediğiniz bir müzikal olmadığı sürece, biletinizi New York’tan, aynı gün içerisinde belirli gişelerden indirimli olarak satın almanız mümkün.



Dövizin bu kadar yüksek olmadığı zamanlarda olsa alışveriş tutkunları için New York’a gitmişken alışverişin dibine vurabilirsiniz diyebilirdim😊 O zamanlar da gidip meşhur “Century 21” mağazalarında kendini kaybetmeyen var mı? :) Her ne kadar döviz epey yükselmiş olsa da hala Century 21’de birbirinden ünlü markaların tasarımlarını, çantaları, ayakkabıları, kıyafetleri oldukça büyük indirimlerle satın alabilirsiniz. Birkaç kattan oluşan bu alışveriş merkezinde kadın, erkek, çocuk, dekorasyon gibi ürünleri oldukça uygun fiyata bulabiliyorsunuz.

Onun dışında Amerika’nın en büyük mağaza zincirlerinden olan ” Macy’s “şehrin ünlü alışveriş merkezlerinden. Birçok markanın bulunduğu bu AVM’de indirimli fiyatlarında olduğu güzel ürünlere rastlayabilirsiniz.


Şehrin cool bölgesi Soho’yu ve burada bulunan güzel ve değişik butikleri de mutlaka gezmenizi tavsiye ederim.


Ve elbette Manhattan’ın gözbebeği olan, şehrin ünlü caddesi “Fifth Avenue” nam-ı diğer Beşinci Cadde mutlaka gezmeniz gereken bir cadde. Dünyanın en pahalı alışveriş caddelerinden biri olan burada birbirinden ünlü mağazalar mevcut. Lüks mağaza zinciri olan “Saks Fifth Avenue “ caddenin en ünlü mağazalarından. Bunun dışında bir diğer lüks mağaza zinciri olan Barney’s mağazasını da gezebilirsiniz. Beşinci Cadde’den Central Park’a doğru ilerlerken karşınıza çıkan kocaman Apple Store mağazası ilgi çekici mimarisiyle görülmeye değer. Bunun dışında Beşinci Cadde’deki ve hatta New York’taki en güzel binalardan biri “New York Public Library”. Buralarda pek karşınıza çıkmayan güzel tarihi bir binaya sahip olan kütüphanenin içi de şahane, şehrin en sevdiğim yerlerinden.


Çocuklar için veya bir yetişkin olarak masal gibi bir oyuncakçıda kendinizi kaybetmek için bol seçenekli olan “FAO Schwarz” tam aradığınız oyuncakçı. Amerika’nın en eski oyuncakçılarından biri olan bu mağazada gezerken çok eğlenebilirsiniz😊

Bunun dışında siz de benim gibi bir kitap kurduysanız; Barnes Noble, The Strand, Books of Wonder, Argosy gibi yerlere mutlaka vakit ayırmalısınız😊


Rockefeller Center’ da yine görülmesi gereken ayrı bir yer, dilerseniz yukarısında bulunan seyir terasında güzel New York manzarasını izleyebilirsiniz. Ben bu hakkımı Empire State’de kullandığımı ve manzaraya hayran kaldığımı belirtmeliyim. Rockefeller Center binasının içinde “Friends” dizisi hayranları için içinde bir sürü alternatif bulabileceğiniz Friends mağazası var Aynı zamanda meşhur “The Tonight Show Starring Jimmy Fallon” bu binada yer alan NBC Stüdyoları’nda yapılıyor. Rockefeller Center, her sene yılbaşında süslenen devasa çam ağacına da ev sahipliği yaparken, kışın ziyaretçiler Rockefeller Center'ın önündeki buz pistinde keyifle kayabiliyor.



Rockefeller Center’ın yakınında bulunan St. Patrick’s Katedrali hem içi hem dışıyla dikkat çekici, görülmesi gereken bir katedral. Burası aynı zamanda en önemli devlet adamlarının da cenazelerinin kalktığı yer.

New York’da merkezi konumda olup, ulaşımı çok rahat olan 2 ana tren istasyonu mevcut; Grand Central Station ve Penn Station. Özellikle Grand Central Station mimarisine hayran kalacağınız ve pek çok ünlü filmden hatırlayacağınız o meşhur tren istasyonu. Buraya kadar gelmişken sakın görmeden dönmeyin, ayrıca istasyonun içinde ki yerleri de keşfedin mesela tadı damağımda kalan Magnolia Bakery’de bol bol cupcake yiyebilirsiniz:)



New York’un simgelerinden olan Özgürlük Anıtı Fransa tarafından kuruluşunun 100. yılı nedeniyle ABD'ye hediye edilmiştir. Özgürlük Anıtı’na, kıyıda uzaktan şöyle bir bakabilir, tekne turuyla Hudson nehrinde turlayıp yakınından geçip inceleyebilir veya Özgürlük Anıtı’nın içinde bulunduğu Liberty Adası'na feribot ile gidebilirsiniz. Adaya ulaştığınızda merdivenleri çıkarak New York Limanı'nın panoramik manzarasını sunan heykelin tepesine tırmanabilirsiniz.



Nehrin karşı kıyısı Brooklyn’i görmeyi de sakın atlamayın. Manhattan’a göre karşınızda daha sakin daha bohem bir yer bulacaksınız. Haftasonu gelirseniz ünlü Brooklyn Bit Pazarı’nda çeşitli giyim, sanat, yemek vb alanlarını gezebilirsiniz. Burası New York’ta alıveriş yapabileceğiniz en uygun ve güzel yerlerden biri. Ayrıca Manhattan’dan buraya gelirken manzara eşliğinde Brooklyn köprüsünü yürüyerek geçmenizi ısrarla tavsiye ederim, çok keyif alacaksınız.

Dönüşte dilerseniz metroyla dönebilirsiniz ancak öncelikle gün batımı ve hava karardığında Brooklyn Bridge Park’ta olup muhteşem Manhattan manzarasının tadını çıkardıktan sonra😊




Amerika’nın finans merkezi olarak bilinen Wall Street, Avrupa’dan gelen Hollandalı göçmenlerin kurduğu New York City’nin eski adı, New Amsterdam’dır. 17. yüzyılda İngilizlerin saldırısına karşı New Amsterdam’da bir duvar inşa edilmiş, duvarın İngilizler tarafından 1699’da yıkılmasından sonra açılan sokağa Wall Street adı verilmiştir. Günümüzde dünyanın bir numaralı finans merkezidir. Wall Street'in simgelediği finans merkezindeki kurumlardan çoğunun binaları bu civardadır. Bunlar; New York Menkul Kıymetler Borsası, bankalar, Amerikan Menkul Kıymetler Borsası, ticaret borsaları gibi yerlerdir.

Görmeniz gereken bir diğer yer; Dünya Ticaret Merkezi, 11 Eylül Anıtı ve Müzesi. Özellikle müze meydanının merkezine yapılmış; iki adet iç içe havuzun çevresinde saldırıda hayatını kaybeden kişilerin isimleri yazılı olduğu havuz gerçekten etkileyici.
New York’un sembolünden biri olan Empire State Binası ise dünyanın en ünlü binalarından biridir. 102 katlı bu binanın seyir terasına çıkıp nefes kesici bir New York manzarasıyla karşılaşabilirsiniz.




Madison Square Garden, bugüne dek yapılmış en ünlü spor sahalarından biri olup, mutlaka ziyaret edilmeli. Özellikle basketbol gibi spor odaklı veya konser gibi eğlence odaklı sayısız etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır. Gelmeden önce, size denk gelen bir etkinlik var mı diye kontrol etmenizi tavsiye ederim😊



Özellikle 11 Eylül saldırılarına tepki olarak yaratılan Tribeca Film Festivali'ne her yıl ev sahipliği yapmasıyla bilinen Tribeca Bölgesi’de yine görülmesi gereken yerlerden.

Hemen yan yana bulunan Çin Mahallesi ve İtalyan mahallesi ise New York’un içinde istediğiniz zaman size Çin ve İtalyan kültürünü yaşatacak yerler.

New York adeta sanat cenneti bir şehir. İlgi alanlarınıza göre gelmeden önce sıkı bir araştırma yapıp planlı bir şekilde gelmenizi tavsiye ederim.

Özellikle görmenizi tavsiye edeceğim bir yer olan Modern Sanatlar Müzesi (Moma) modern sanatın gelişmesi ve toplanmasında dünyadaki en güzel, en etkili ve en büyük modern sanat müzelerinden biri.


Bunun dışında Amerikan Doğa Tarihi Müzesi ve Metropolitan Sanat Müzesi, benim maalesef fırsat bulup gidemediğim ancak size mutlaka gitmenizi tavsiye edeceğim yerler.

Peki New York City’de ne yenir? 😊 Aslında New York’ta dünyanın her yerine özgü müthiş tatlar bulabileceğiniz, inanılmaz genişlikte restaurant seçenekleri bulunuyor.
Mutlaka tadın diyebileceğim sürekli karşınıza çıkacak o leziz pizza dükkanlarından birine girin ve tadına bakın, New Yorklular için vazgeçilmez bir lezzet olan bagel bizdeki adıyla “açma”nın en lezzetli ve bol çeşitleri New York’tadır, tatmadan dönmeyin. Yine en iyisini burada bulabileceğiniz Hotdog, Burgerlar ve meşhur Newyork Cheesecake mutlaka deneyeceğiniz lezzetlerden bazıları olmalı. Ve cupcake, pasta gibi tatlar için önerim birkaç şubesi bulunan Magnolia Bakery! 😊
Bunun dışında güzel bir hava da New York’da bulunuyorsanız, New York’un gökdelenlerinin arasında bir terasta kendinize güzel bir kokteyl ısmarlayıp çok keyifli bir akşam geçirebilirsiniz.


“The City that never sleeps” lakabını fazlasıyla taşıyan bir şehir New York City. Gece hayatıyla da bunun hakkını veriyor. Sınırsız sayıda seçenek sunan barları, gece kulüpleri ve konsept mekanlarıyla oldukça canlı ve renkli bir gece hayatına sahip.
Bu şehrin en heyecan verici ve keyifli şeylerinden biri de her an her köşede bir film setiyle ve dünyaca ünlü bir film yıldızıyla karşılaşma ihtimaliniz😊


New York hakkında sabaha kadar yazılabilir elbette ama şimdilik bu kadar size tavsiyem şu olacak ki gelmeden önce araştırın, bahsettiğim yerleri görün ve zamanınız kısıtlı değilse bu büyüleyici şehri bol bol yürüyerek keşfedin, her köşesinde heyecan verici şeyler keşfedecek ve tekrar New York’a gelmek için bir sürü neden bulacaksınız😊