“Kanserden değil geç kalmaktan kork!”

VM Medical Park Pendik Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Eser ile meme kanserinden korunma yöntemlerini konuştuk

Günümüzde her 8 kadından 1’i meme kanserine yakalanma riskiyle karşı karşıya ve meme kanseri kadınlar arasında yüzde 30’luk bir oranla en çok görünen kanser türü olarak biliniyor. Kadinim.com olarak Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla VM Medical Park Pendik Hastanesi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Eser’i ziyaret ettik. Eser, meme kanserinin nedenlerini ve korunma yöntemlerini bizlerle paylaştı.


Meme kanseri nedir? Çeşitleri var mıdır?
Meme kanseri, memenin süt kanallarının iç katmanındaki hücrelerden başlayan ve ilerledikçe meme dokusu içine, sonra lenf yolları ile koltukaltı lenf bezlerine ve en son aşamada da vücudun diğer organlarına yayılan bir kanser türüdür. Kadınlarda en sık görülen kanserdir ve kadınlarda kansere bağlı ölümlerde ikinci sırada yer alıyor.

“ANGELINA JOLIE FARKINDALIK OLUŞTURDU”

Meme kanseri nedenleri nelerdir?
Meme kanseri kadınlarda sık görülen ancak erkeklerde de görülebilen bir kanserdir. Kadın olmak başlı başına bir risk faktörüdür. Çünkü meme hücreleri üzerinde kadınlık hormonları olan östrojen ve progesteron hormonlarının yaptığı etki, meme kanserini tetikleyen faktörlerin başında gelmektedir. İlk adetini erken yaşta gören, geç menopoza giren, doğum yapmayan ve emzirmeyen kadınlarda meme hücreleri her ay düzenli olarak ve aralıksız hormonların etkisinde kalmaktadır. Bu durum meme kanserine yatkınlığı olan kadının erkenden meme kanserine yakalanmasında etkili olabilir. Meme kanseri hastalarının yüzde 75’inde ailesinde meme kanseri daha önce saptanmamıştır. Meme kanserinin yüzde 10’u genetik, yüzde 15’i ailesel meme kanseri olarak sınıfladığımız tiptedir. Genetik meme kanserinde ailede meme kanserine neden olan gen bozuklukları vardır. Bu genleri taşıyan kişilerde ömür boyu meme kanseri gelişme oranları oldukça yüksektir. Onun için bu kişileri tespit ettiğimiz zaman meme kanseri gelişmeden meme cildini koruyarak meme dokusunu boşalttığımız proflaktik subkutan mastektomi ameliyatını yapıyoruz ve yüzde 90’dan yüksek bir olasılıkla kanser gelişme riskini azaltılıyoruz. Bilindiği üzere bu ameliyatı ünlü oyuncu Angelina Jolie de yaptırdı ve tüm dünyada bu riski taşıyan kadınların cesaretlenmesine ve farkındalığın artmasına etkisi oldu.


Meme kanseri için şu ana kadar daha çok elimizde olmayan, kader diyebileceğimiz özelliklerden bahsettik. Bir de meme kanserine yol açabilen ve kaderimiz olmayan faktörler var. Bunlar beslenmemiz ve yaşam stilimizle ilgili faktörlerdir. Zeytinyağlı, posalı, daha çok bitkisel ağırlıklı Akdeniz diyeti ile beslenmenin meme kanserinden korunma bakımından olumlu, et ve yağdan zengin Batı tipi beslenmenin de olumsuz etkileri olduğu biliniyor. Düzenli günlük tüketilen alkol, sigara ve kırmızı et meme kanseri gelişimine neden olabilecek faktörler arasındadır. Tüm kanser olgularında olduğu gibi radyasyonun meme kanseri gelişimine neden olduğu bir gerçek. Günümüzde çok sık radyasyona maruz kalmaktayız. Kullandığımız cep telefonu ve diğer yüksek teknoloji ürünlerinin hayatımızı ne kadar olumsuz etkilediği biraz da zamanla anlaşılabilecektir. Çünkü radyasyonun kanser yapıcı etkisi vücutta birikmekte ve onlarca yıl sonra kanseri tetikleyebilmektedir. Özellikle menopoz sonrası kilo almak meme kanseri riskini artırmaktadır. Düzenli olarak spor yapmak, mesela her gün tempolu yarım saat yürümek meme kanseri riskini azaltmaktadır. Günlük kullanılan deodorantların mümkünse tenimize temas etmesinden, özellikle koltukaltlarına uygulanan roll-onları uzun süre kullanmaktan kaçınmak gerekir.

Belirtileri nelerdir? Meme kanseri teşhisi nasıl konur?
Meme kanserinin en sık saptanan bulgusu el ile veya radyolojik tetkiklerle tespit edilen meme kitlesidir. Ancak meme kanseri meme ucundan sıkmadan kendiliğinden gelen bir akıntı, meme başı çekintisi, meme cildinde çekinti, portakal kabuğu gibi görünüme neden olan ödem, koltukaltında ele gelen bir lenf bezesi şeklinde de ortaya çıkabilir. Tanı ya el ile muayenede tespit edilen kitlelerden veya rutin mamografi veya ultrasonografi kontrollerinde tespit edilen şüpheli lezyonlardan yapılan iğne biyopsileri ile konur.

“STRESTEN UZAK DURUN, DOĞAL BESLENİN”

Meme kanserinde tedavi yöntemleri nelerdir?
Meme kanserinin asıl tedavisi ameliyattır. Erken evrede yakalanan meme kanserleri ameliyat edilir. Günümüzde en çok meme koruyucu cerrahi olarak nitelendirilen kanser kitlesinin temiz sınırlarla eksize edildiği ameliyatı yapıyoruz. Ancak bazen hasta isteği bazen meme kanserinin çok odaklı olması bizi memenin tamamını almaya mecbur bırakabilmektedir. Ameliyatın bir bölümü olan koltukaltı lenf bezlerinin durumu bekçi lenf bezi biyopsisi diye adlandırdığımız yöntem ile belirlenir. Ameliyat esnasında aynen meme kanseri hücrelerinin yayıldığı lenf yolları ile giden özel boyalar kullanarak koltuk altında kanserli hücrelerin ilk aktığı lenf bezlerini bulup çıkarıyoruz. Ameliyatta hazır bulunan patolog tarafından frozen ya da imprint inceleme ile bezlerde kanser olup olmadığı tespit edilir. Eğer meme kanseri koltukaltı lenf bezlerini yoğun bir şekilde tutmuşsa ameliyatta koltukaltı lenf bezi bölgesi temizlenir. Koltukaltı lenf bezlerinin diseksiyonu (halk tabiri ile kazınması-temizlenmesi) günümüzde çok tercih edilmeyen ve mecbur kaldıkça yapmadığımız ameliyat şeklidir. Çünkü koltukaltı lenf bezlerinin alınması ciddi lenf ödem dediğimiz kol şişmesine neden olabilmekte ve ömür boyu hasta yaşamını çok olumsuz etkileyebilmektedir.

Meme kanserinde günümüzde de mastektomi yani memenin tamamının alınması ameliyatlarını yapmak zorunda kalıyoruz. Ancak hastalarımıza meme yokluğunu hiç hissettirmemek için meme derisini ve meme ucunu koruyarak meme dokusunu boşaltıp aynı seansta silikon veya kendi kas veya yağ dokuları ile meme yapmaktayız. Günümüzde ileri evrede büyük kitle veya çok sayıda koltukaltı lenf bezi tutulumu ile başvuran hastalarda önce kemoterapi ile kitle ve lenf bezlerinin geriletilip hastaları mastektomi ve koltukaltı diseksiyonundan kurtarabiliyoruz.

Meme kanseri ameliyatından sonra patoloji piyeslerinin incelenmesi sonucu hastalığın tam evrelemesi yapılır ve tümörün birçok biyolojik özelliği saptanır. Hastanın bu bilgiler ışığında kemoterapi veya hedefe yönelik ilaç tedavileri ve radyoterapi alıp almamasına karar verilir. Meme ameliyatları birçok kanser ameliyatına göre daha az ağrılı ve hastayı daha az sarsıcı ameliyatlardır. Hastanın yara iyileşme devresi geçtikten sonra gereken ek tedaviler kemoterapi ve radyoterapi yapılabilir.

Kişiler tedavi gördükleri süreçte nelere dikkat etmeli?
Ameliyat sonrası rutin dinlenme yeterlidir. Ancak asıl problem kemoterapi aşamasında olmaktadır. Kemoterapi kişinin vücut direncini ciddi olarak baskıladığı için kemoterapi alırken kendini koruması, kalabalık ortamlardan, hasta kişilerden uzak durması gerekir.

Meme kanserinden korunmanın yolları neler?
Mümkünse radyasyondan, stresten uzak, bol sebze meyveden zengin doğal beslenmek, düzenli spor yapmak, vitamin eksikliklerini gidermek, alkol, sigara kullanmamak gerekir. Aşırı kırmızı et tüketmemek, özellikle de menopoz sonrası kilo almamak gerekir. Erken yaşta anne olmak, emzirmek meme kanserinden koruyucu etki yapmaktadır. Tüm bunlara rağmen birçok kadın meme kanserine yakalanmaktadır. Çünkü meme kanseri yaşlanmakla artan sıklıkta rastlanan bir kanserdir. 80 yaşını geçen 8 kadından birinde meme kanseri gelişme olasılığı vardır. Bu durumda erken tespit etmek çok önem arz etmektedir. Eğer meme kanserini birinci evrede yakalarsak hastalarımızın yüzde 90’dan fazlasını 5 yıl yaşatıyoruz ve bu hastalarda daha sonra bir tekrarlama olasılığı çok azalıyor. Ancak uzak organlara yayıldığı 4. evrede tanı konan hastaların ancak yüzde 15’i 5 yıl yaşayabilmektedir.

Medical Park Hastaneleri olarak meme kanseri ile ilgili ne tür farkındalık projelerine imza atıyorsunuz?
Öncelikle kendi çalışanlarımızı bilgilendirici ve bilinçlendirici toplantılar ve eğitimler yapıyoruz. Biliyoruz ki her sağlık çalışanı mahallesinde bir sağlık danışmanıdır. Halkı bilgilendirmek, hastalığın farkındalığını artırmak için toplantılar düzenlemekteyiz. Birçok iş yerine ekip olarak gidip meme kanseri hakkında bilgilendirici seminerler vermekteyiz. Seminerler esnasında kadınlara ne sıklıkta, nasıl bir şekilde kendi memelerini muayene edeceklerini ve ne zaman hekime başvurmaları gerektiğini anlatmaktayız. Meme kanserinde erken teşhis çok önemli. Erken evre meme kanserinin günümüzde tedavisi çok başarılı. Onun için klasik sloganı tekrar vurgulamak isterim, “Kanserden değil geç kalmaktan kork!”
Sağlık ve mutluluklar dilerim.