LİZBON GEZİ REHBERİ

Lizbon için derler ki İstanbul’un ikizi. Benim gibi bir İstanbul aşığının bu iddiaya objektif bir cevap vermesi pek mümkün görünmüyor. İstanbul, her ne kadar yaşaması zor, karışık bir şehir olsa da bence eşi benzeri olmayan, dünyanın en güzel şehri. Lizbon’a gelirsek sıcak ve sevimli, beğeneceğinizi düşündüğüm bir şehir ve itiraf etmem gerekirse evet gerçekten İstanbul’u andıran pek çok özellik taşıyorJ

Lizbon’a İstanbul’dan 1 saatlik direkt uçuşla veya aktarmalı olarak gelebilirsiniz. Havalimanı, şehir merkezine havaalanı servisi ile yaklaşık 20 dakika uzaklıktadır. Şehir merkezine gitmek için metro ve otobüs de kullanabilirsiniz.  

İber Yarımadası’nda yer alan ve Portekiz’in başkenti  olan Lizbon, Tejo nehrinin Atlas okyanusuna döküldüğü yerde, İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulmuş bir şehir. Ortasından, Boğaz genişliğinde Tejo Nehri geçiyor. Şehrin iki yakasını Boğaziçi Köprüsü’ne epey benzeyen bir köprü birleştiriyor. Nehrin karşı kıyısında ise tıpkı Rio de Janerio’da ki gibi oldukça büyük bir İsa heykeli göze çarpıyor.

Lizbon, 1755 yılında çok büyük bir deprem yaşamış ve şehir yerle bir olmuştu. Ancak bu depremden sonra şehri yeniden inşa edip o kadar düzgün bir şehir kurmuşlar ki hayran kalmamak elde değil.

Bir Akdeniz şehri olan Lizbon, cıvıl cıvıl sokakları ile her daim canlı bir şehir. Bu şehirde hem kültüre hem eğlenceye doyabilirsiniz.

Lizbon’un alışveriş caddeleri şehir merkezi civarında bulunuyor. Birçok ünlü markalardan yerli markalara, butiklere ve farklı konsepte sahip birçok mağazaya rastlayabilirsiniz. Lizbon’da sokak pazarlarından alışveriş yapmakta gerçekten çok keyifli. Birçok yerde sokak pazarlarına da denk gelebilirsiniz. 

Mercado do Jardim,  LX Factory Market, Feira da Ladra, Campo de Santa Clara gibi pazarları gezebilir, oldukça güzel ve farklı şeyler bulabilirsiniz. Mercado da Riberia ise Lizbon’un en popüler yiyecek pazarı. Burada Portekiz’e özgü yiyecekler deneyebilir ve farklı türde de pek çok lezzet tadabilirsiniz, özellikle sokak lezzetlerini sevenler için ideal bir yer.

 Lizbon’da görmeniz gereken ilk yer olan ve Eski Şehir de denilen Alfama Bölgesi, tarihsel dokusu ve dar sokakları ile buraya gelen herkesin görmesi gereken bir yer. Lizbon’u İstanbul’a benzetme sebeplerimizden ve benim de en hoşuma giden kısmı nostaljik tramvayları ve yokuşlu sokakları.

Burada gezerken kendinizi kimi zaman Kadıköy- Moda’da kimi zaman Taksim’de hissediyorsunuz.  Lizbon’un merkezinde bulunan bu sokaklar için bolca zaman yaratmanızı, her birini keşfetmenizi tavsiye ederim. Seramik kaplı evleri, grafiti cenneti duvarları ile birlikte sevimli sokakları adeta bir fotoğraf cenneti.  Her bir sokağın o kadar çok fotoğrafını çekmişim ki telefon hafızamı tamamen bitirdimJ


Lizbon Katedrali pek çok mimari tarzın bir arada bulunduğu mutlaka görmeniz gereken özel bir yer. Bunun dışında Lizbon’da birçok müze var. Bunlardan en önemlilerinden biri Ulusal Sanat Müzesi. Bunun dışında Okyanus Müzesi, Denizcilik Müzesi, Keşifler Müzesi gibi müzeler Portekiz kültürünü de inceleyebileceğiniz müzeler.

Lizbon’un simgesi haline gelmiş Belem Kulesi yani Belem Bölgesi görmeniz gereken önemli yerlerden. Belem’e gelip Kız Kule’sini andıran Belem Kulesi’ni  ve hemen yanında bulunan Kaşifler Anıtı’nı mutlaka görmelisiniz. Belem Kulesi , Avrupa’nın en başarılı kaşiflerinden olan,  Avrupa’dan çıkıp doğrudan Hindistan’a giden ilk kişi olarak bilinen Portekizli denizci Vasco da Gama anısına 16. yüzyılda  inşa edilmiş olup, Tejo Nehrinin giriş çıkışını kontrol etmek amacıyla kullanılmıştır. Aynı bölgede bulunan Jerominos Manastırı da görülmesi gereken bir yer.  Belem Kulesi ve Jerominos Manastırı 1983 yılında UNESCO tarafından  Dünya Miras Listesi'ne alınmıştır. Buraya nasıl gelebilirim derseniz, 15 numaralı nostaljik tramvayla gelmenizi tavsiye ederim. Kısa ve keyifli bir Lizbon turu da yapmış olursunuz.

Belem’de gezilecek yerler turunuzu tamamladıktan sonra rotanızı 1837’den beri faaliyette olan Belem Pastanesi‘ne çevirmelisiniz. Milföy ve krema içeren özel tatlısı Pastel de Nata buranın en meşhur tatlısıdır. Bu tatlıyı en güzel yapan yer burası olduğu için adını burada ve çoğu yerde Pastel de Belem olarakta duyabilirsiniz. Bu tatlıyı almak için pastanenin önünde çoğunluğunu turistlerin oluşturduğu uzun bir kuyruk  görebilirsiniz ama merak etmeyin sıra çabuk geliyor. Tatlı küçük olduğu için birkaç tane alıp sıcak yemenizi, üstüne de tarçın ve toz şeker ilave etmenizi tavsiye ederim.

Görmeniz gereken bir diğer yer, merkezi konumda bulunan Elevator de Santa Justa, 19. yüzyılda inşa edilmiş bir demir asansördür. Gotik bir görünüme sahip olan asansör, Lizbon’da  en popüler turistik yerlerden biridir. Asansörle yukarıya çıktığınız zaman büyüleyici bir Lizbon manzarası sizi bekliyor.

Lizbon’dan hediyelik olarak ne alabilirim derseniz;  evlerin dış cephesinde bolca gördüğünüz Portekiz seramikleri burada oldukça popüler. Birçok yerde birbirinden çeşitli tarzda seramik eşya bulabilirsiniz. Bunun dışında Portekiz’in ulusal sembollerinden biri haline gelmiş horoz ve sardalya birçok üründe motif olarak kullanılmakta olup hediyelik eşya için en çok tercih edilen seçeneklerden. Ve elbette şarap üretiminde dünyanın bir numarası olan Portekiz’e gitmişken şaraplarını tadıp, sevdiklerinize hediye götürebilirsiniz.

Portekiz’in deniz ürünleri çok meşhurdur. Özellikle deniz mahsüllerini nerede yiyebilirim derseniz Ramiro en çok beğenilen ve tavsiye edilen yerlerin başında geliyor.  Ramiro, şehir merkezinden biraz uzakta ancak toplu taşıma ile gidebilirsiniz. Bunun dışında şehir merkezinde pek çok restaurantlar mevcut, bir çoğununda uygun menüleri var, denemenizi tavsiye ederim.

 Lizbon’da buraya özgü morina balığı, sardalya, pastel de bacalhau, (içinde erimiş peynir ve morina balığı olan bir hamur işi) Cozido a Portuguesa isimli biftek yemeği,  Feijoada, (et, fasulye ve sosislerden oluşan bir yemek) meşhur tatlısı pastel de nata, ünlü şarapları ve yerli birası Super Bock denemeniz gereken lezzetler.  

Portekiz’e gelmişken meşhur Fado müziğini merak edebilirsiniz. Fado, 19. yüzyıldan günümüze kadar uzanmış bir Portekiz halk müziği türüdür. Fado'nun, kelime anlamı için kader veya alın yazısı diyebiliriz.

Fado, balıkçı, kaşif veya denizci olan sevgililerini, eşlerini denize uğurlayan ve onların dönmesini bekleyen 19. yüzyıl Portekiz kadınlarının artık beklediklerinin geri gelmemesi üzerine denize karşı yaktıkları ağıtlardan türemiştir. Bu sebeple Fado, derin acıların, hüzünlerin, özlemin, aşkın ifade edildiği bir müzik türüdür. Lizbon’da bu müziği dinleyebileceğiniz pek çok  Fado evi mevcut.

Lizbon, gece hayatıyla da meşhur bir şehir. Özellikle Bairro Alto Bölgesi, Lizbon’da gece hayatının merkezi. Tramvayla veya yürüyerek ulaşabileceğiniz bu bölgede yer alan dar sokaklar oldukça kalabalık ve eğlenceli oluyor. Bu bölgede gidebileceğiniz birçok bar var.

Lizbon yaz aylarında 35 dereceyi aşan sıcaklıkta bir şehir. Fakat bu aylarda bol bol festivallere ve şenliklere ev sahipliği yaptığından tercih edilir. Kışları da ılık geçtiğinden dört mevsim gidilebilecek bir şehir.  Kısacası sıcak bir Akdeniz şehri olan Lizbon’a benim kanım oldukça kaynadı. Giderseniz sizin de gerçekten seveceğinize şüpheniz olmasın.