Corona virüsünün bulaşmasını önlemek için neler yapmalıyız ve nasıl korunmalıyız?


Tabi ki sık sık elimizi ve yüzümüzü yıkamayı unutmamalıyız.

Sık sık ağzımıza ve burnumuza (imkanımız varsa ) tuzlu su çekmeliyiz .Ayrıca nane yağı, eski usul vikcs, kekik yağı gibi organik ürünlerden çok az bir miktarı burnumuzun altına dokundurabiliriz.

Toplu taşıma araçlarına binmemeye çalışalım ama binmek zorundaysak, önlemimizi alalım özellikle eldiven takalım,çok kalabalık bir ortam varsa maske de takalım .Bunun dışında açık havada maske takmamıza gerek yok.Temiz havayı içimize çekmemiz çok önemli.

Elimizle yüzümüze, gözümüze ve ağzımıza dokunmamaya özen gösterelim.

Günlük aksesuarlarımızdan vazgeçelim. Yani küpe, yüzük, kolye, saat gibi sert metal yüzeyi olan takılarımızı kullanmayalım.Çünkü bu virüs sert metal yüzeylere daha sıkı tutunuyor ve buralarda 12 saat yaşayabildiği varsayılıyor.

Ayrıca üçüncü elimiz sayılan mobil telefonlarımızın dezenfeksiyonuna da çok önem vermeliyiz.Hem elimizde hem de kulağımızda sürekli temas halinde olduğumuz telefonlarımızı sıvı ya da jel dezenfektanlarla temizleyelim. (Aşırı sıvı kullanarak telefonlarımıza zarar vermemeye dikkat ederek yapalım bu işlemi)

Para kullanımını minimize edelim. Mümkünse kredi kartı kullanalım. Kredi kartlarımızı da sık sık antiseptiklerle dezenfekte edelim.
Para kullanmamız gereken durumlarda mümkünse eldivenle paraya dokunalım.

Kıyafetlerimizi gün sonunda mutlaka havalandıralım, havaların açık olduğu günlerde de güneşlendirelim. Virüsün tekstil ürünlerinde 9 saat yaşayabildiği varsayılıyor. Evlerimizi de sık sık havalandırmayı unutmayalım.


Bankalara gitmek yerine internet ortamında işlemlerimizi yapmaya çalışalım.
Bankalar, marketler, hastaneler, eczaneler gibi kapalı ve klimatize ortamlar çok kalabalıksa maske takabiliriz. Sıra beklememiz gerekiyorsa kişilerle aramızda 1 metre mesafe koymaya dikkat etmeliyiz.
Bulunduğumuz ortamlarda mümkün olduğunca az yüzeye temas etmeye dikkat edelim.

Sık sık antiseptik solüsyonlarla ellerimizi temizlemeye özen göstermeliyiz.

Hapşırırken ve öksürürken mutlaka mendil kullanmalı, ani durumlarda da ise dirsek içlerimizi kullanmalıyız ancak bu kıyafetlerimizi eve gidince hemen değiştirmeli ve yıkamalıyız.

Virüsün sıcak havada çok dayanıklı olmadığı söyleniyor. 56 derecede öldüğü varsayılıyor.
Ama nemli ortamda havanın nemine tutulup yaşayabiliyor. Dolayısıyla her sıcak ülkede bu virüse rastlanılmayacak diye bir genelleme yapılamıyor.

Yaşlılar özellikle 65 yaş üstü kişiler,kronik hastalıkları olanlar çok daha risk altındalar. Ailemizdeki bu kişiler için daha korunaklı ortamlar hazırlamalıyız.
Hasta ya da yaşlı aile büyüklerimizin her türlü ihtiyacını onlara temas etmeden karşılamalı ve düzenli sosyal ziyaretlerimizi azaltmalıyız. Mesela aile toplantılarına bir müddet ara vermeli,hasta ziyaretleri yerine telefonla geçmiş olsun dileklerimizi iletmeliyiz.Bizler taşıyıcı olabiliriz ve belki de bağışıklık sistemimizin güçlü olması sebebiyle bu hastalığı hafif atlatacağız ama risk altındaki aile fertlerimiz bu kadar şanslı olmayabilirler. Bizler bu önlemleri almazsak onlara daha da zarar vermiş olacağız.

Bağışıklık güçlendirici takviyeler alıp ,direncimizi arttırmaya çalışmamız da çok önemli.
Bunu doğal yollarla da yapabiliriz.
Ada çayı ,siyah çay ,yeşil çay gibi bitki çaylarını da çok abartmadan tüketmeliyiz. Sıvı alımı, özellikle sıcak sıvı alımı çok faydalı. Virüsün burun ve ağız içine yerleşemeden, bu ılık sıvılarla mideye ulaşması sayesinde, mide asitleri ile yok olması söz konusu. Ayrıca soğuk ve asitli sıvıları tüketmemeye de dikkat etmeliyiz. Solunum yolumuzu tahriş edecek tüm yiyecek ve içeceklerden kaçınmalıyız.




Özellikle pastiller ağız mukozasını kayganlaştırdığı için virüsün tutunma imkanını azalttığından, kullanılması çok faydalı olabilir.

Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için içeriğinde Betaglukan, Afrika Sardunyası özütü, kara mürver içeren bitkisel ürünleri ve C vitamini gibi vitaminleri ,günlük dozlarını doktorunuza veya eczacınıza danışarak kullanmaya özen gösteriniz.

Fiziksel aktivitelerimizden vazgeçmeyeceğiz tabi.
Ama bunları kapalı alanlarda ve AVM’ lerde değil açık alanlarda ,parklarda kalabalık olmayan yerlerde yapmaya özen gösterelim.

Tüm bu önlemlere rağmen yine de boğaz ağrısı ,ateş yükselmesi,öksürük ve nefes darlığı gibi belirtileriniz oluşursa en yakın sağlık kurumuna baş vurmanızı öneririz.

Bu bilinçle ve dikkatle Corona Virüs enfeksiyonundan uzak olacağımıza inanıyor, çok mutlu ve umutlu günler diliyorum.

Ecz. Meltem Dizenler