AVUSTURYA 1

AVUSTURYA 1

İşte rotamız; Mozart, Schnitzel, kahve, bira ve sarayları ile meşhur, Osmanlının iki kez kuşattığı ve başarısızlıkla sonuçlanan girişimlerin sonucunda Osmanlı’nın gerileme dönemine girdiği, caddeleri, sarayları ve medeni gelişmişliği ile bizleri kendine hayran bırakan şehir Viyana.

Gittiğimiz sene Türkiye ile ilişkiler bozuk ve maalesef 5 gün sürecek kongre için 5 günlük schengen vizesi veriyorlar. Kazara hasta olsak sınır dışı edilme tehlikemiz var :) Olsun. 5 günü dolu dolu yaşayacağımızı biliyoruz. 12 kişilik bir doktor ekibi ile Avrupa’nın önemli kongrelerinden birisine katılmak için Viyana’dayız. Her yıl 1000’den fazla kongre düzenlenen 2 milyon nüfuslu bu şehrin yıllık kongre katılımcı sayısı 1 milyon. Şehri de biraz buna göre dizayn etmişler. Kongre katılım yaka kartlarınızla tüm metro hatlarına ücretsiz binebiliyorsunuz. Zaten metro girişlerinde herhangi bir bariyer, bilet okutma noktası da yok. Sadece görevli istese bileti ibraz etme zorunluluğunuz var. Metroya binen herkes biletini alarak biniyor. Çünkü biletsiz yakalanırsanız 1000 Euro’ya varan ceza ödeyebilirsiniz.

Havaalanından bizi alan otobüs otelimize doğru ilerliyor. Viyana tarihi yapısının içinde birçok tarihi oteli koruyabilmiş. Bunlardan birisi de Steigenberger Hotel. 1913 yılında inşa edilen bu tarihi yapı şehrin merkezinde tarihle içi içe konaklamak isteyen gezginler için mükemmel bir durak. Soğuk Viyana gecelerini dikkate alarak tasarladıkları bu yapının önünde durduğunuzda bile kendinizi 1900’llü yılların başında hissediyorsunuz. Otel odaları konforlu ve çok temiz. Yemekler de bir o kadar lezzetli.

Kongre aralarında şehri dolaşmak için çok vaktimiz var. İlk boş vakitte Aziz Stephan Katedrali’ni gezmek için yola koyuluyoruz. 1147 yılından günümüze kadar ayakta kalmayı başaran bu görkemli yapı 137 metre yüksekliğinde. Viyana’nın özgürlük simgesi olarak görülen kilisede ikinci Osmanlı kuşatmasından kalan silah ve topların eritilmesiyle yapılan 20 tonluk Pumerin (Türk) Çanı ise hem tarihi hem de devasa yapısı ile katedralin güney kulesine monte ediliyor. Aslında bu yapımı tamamlanan ikinci çan. Çünkü 1700’lü yıllarda yapılan ilk çan ikinci dünya savaşı sırasında kilise ile birlikte hasar alıyor ve yere düşüp parçalanıyor. 1950’li yıllarda 22,5 tonluk yeni bir çanın yapımı tamamlanıyor ve bugün kuzey kulesinde ziyaretçilerini bekliyor.

Kilisede birçok fresk ve dini tabloların yanı sıra kilise çanının üzerine demirden yeniçeri başları ve II. Viyana kuşatmasını temsil eden bir tablo resmedilmiş. Kilisenin kule bölümüne çıktığınızda harikulade bir Viyana manzarasına da hazır olun. Hem kilisenin iç mimarisinden hem de kule manzarasından çok etkileneceğinizden eminim. Tüm kilise yaklaşık 14 Euro’ya gezilebiliyor.

Akşam yemeğimiz kongre sponsoru firmanın düzenlediği bir etkinlikte gerçekleşecek. Ülkemizde bazı etkinliklerin tarihi mekanlarda yapılmasına bir çoğumuz tepki gösteririz değil mi? Şimdi sıkı durun akşam yemeği “Naturhistorisches Museum Wien”’de (Viyana Doğa Tarihi Müzesi). Müze 1800’lü yılların ortasında inşa edilmiş. Mimari olarak göz kamaştıran bu yapıya geniş bir bahçe içindeki heykelleri izleyerek giriyoruz. Girişte geniş bir hol ve mermer ağırlıklı merdivenler karşılıyor bizi. Müzenin ayrıntılarına geçmeden tavan ve salon mimarisi kendisine hayran bırakıyor. Klasik müzik dinletisinin ardından seçkin Viyana lezzetlerini tadıyoruz ve hepsini damak zevkimize uygun buluyoruz.

Yemek sonrası müze kapılarını özel ziyaretçileri için açıyor. Dönemsel olarak sınıflandırılmış yapıda önce mineral ve yeryüzü evrimi sırasında oluşan taşları incelemeye başlıyoruz. Sonrasında dünyanın en büyük göktaşı sergisine geçiyoruz. Burada ay ve marstan taş ve toprak parçalarını inceleyebilirsiniz. Bu bölümdeki deneyimden çok etkileneceksiniz. Müzenin ilerleyen salonlarında fosilleri, dinozor ve farklı hayvan fosillerini, bire bir canlandırılmış dinozor maketlerini (çok büyüleyiciler) incelerken tarih öncesi bir keşfe çıkmış gibi hissedeceksiniz. Bu kattaki en son salonda ise tarih öncesi yaşam ve insanlığın evrimini anlatıyor. Üst katta ise hem nesli tükenen hem de nesli tükenmek üzere olan hayvanlar, kuşlar, böcekler, deniz kabuklularının maketlerini canlıymış hissiyle izleyebilirsiniz. Çıkarken müze giriş ücretinin 10 Euro olduğunu öğreniyorum. Böyle bir deneyim için bence giriş ücreti gayet uygun.

Akşam yemeğinin ardından otele dönüyoruz. Bir doktor ve bir temsilci arkadaşımla otelin yakınındaki “Rathaus Park”’ta hava almak için dışarı çıkıyoruz. Viyana gece saatlerinde de son derece güvenli bir şehir. Kadın, erkek, yaşlı, genç tüm saatlerde parklarda oturan, spor yapan insanları görmeniz mümkün. Parkın içindeki banklarda oturuyoruz ve bu soğuk Avusturya gecesinde içimizi ısıtacak türküler söyleyip otelimize geri dönüyoruz.

Ertesi gün için görülecek ve izi sürülecek yerler listemizi güncelleyip buram buram tarih kokan otelimizde uykuya dalıyoruz.

- Mozart
- Schönbrunn Sarayı
- Belvedere Sarayı
- Hundertwasser Evi
- 1516 Brewing Company
- Schnitzel