Tunus Günlükleri – 2

TUNUS GÜNLÜKLERİ – 2

Güzel bir kahvaltının ardından hedefimiz Sidi Bou Said. Akdeniz’in tüm güzelliklerinin farkına varılacak insana huzur ve coşku dolu duyguları bir arada yaşatan bir yer burası. Hammamet’ten yaklaşık 1,5 saatlik bir yolculuk ile bu büyülü diyara ulaşıyoruz. 18 yüzyılda yazar ve sanatçıların yaşam alanı olarak yerleştiği bu kasaba günümüzde çok revaçta bir turizm merkezi.


İkişer katlı beyaz evlerin tüm pencere ve kapıları maviye boyanmış. Ahşap oyma motifleri sevenler için bu kasaba bir cennet adeta. Dar sokaklarda yürürken hangi eve, hangi pencereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Kasabayı nasıl gezeceğinize dair bir ip ucu vermek istemem. Çünkü bu küçük kasabada herkesin kendi gezi deneyimi ile mutlu olacağına eminim. “Cafe des Délices” adlı kafe kasabaya ve marinaya tepeden bakacak şekilde konumlanmış. Ufak bir kasaba turu ardından buraya oturuyoruz ve meşhur nane çayı “thé à la menthe “sipariş ediyoruz. Şekerli, üzerine çam fıstıkları serpilerek servis edilen bu farklı içeceği yudumlarken Akdeniz’in iyot kokulu denizini de içimize çekiyoruz. Kafenin sahibi ile sohbet ediyorum. Evlerin bembeyaz, pencere ve kapıların ise neden mavi olduğunu soruyorum. Aslında ülkemizde de Akdeniz coğrafyasında bu mimari bize pek yabancı değil. Çöl coğrafyasında yaşayan insanlar akrep, kırkayak gibi haşerelerin mavi rengini ateş rengine benzettiğini bu nedenle de mavi renkli yerlere pek yanaşmadıklarını fark ettiklerinde evlerin dışa açılan bölümlerini maviye boyuyorlar. Ne denli işe yaradığını içinde yaşamadan görmemiz çok mümkün olmasa da hikayeler beni hep etkiliyor ve
özellikle de bir kasabanın tümüyle bu mimari ile dizayn edilmesi de turistik açıdan bölgeye değer katmış. Yol üstündeki hediyelik eşya satan tezgahlardan buraya ve Tunus’a özel birçok eşya satın alabilirsiniz.

Gelelim meşhur Arap pazarlığına… Dünyanın başka hiçbir coğrafyasında bu pazarlığı yapmaya cesaret edemem ama Kuzey Afrika için denemeye değer diye düşünüyorum. Eğer satıcı 10 dinar diyorsa siz pazarlığı 1 dinardan açabilirsiniz. Genelde, pazarlık kabiliyetine göre de değişmekle birlikte, 4-5 dinar civarında pazarlığı tamamlayabilirsiniz. Bu arada her satın almanızda, tezgâh ya da dükkân, pazarlık yapmanızı öneririm. Bir önerim daha olacak: Eğer bir kafile ile Tunus’a gittiyseniz ve sizin satın aldığınız hediyenin aynısını alan bir arkadaşınız varsa; asla ne kadara aldığını sormayın. Eğer sorarsanız aradaki fiyat farkı yüzünden ya siz ya da arkadaşınız üzülecektir :)

Sidi Bou Said’de bolca resim çekinip, anıları belgeledikten sonra ekstrem spor denemeleri için otelin sahiline dönüyoruz. Tunus’ta deniz sporları ülkemize göre çok ucuz. Örneğin ülkemizde 15 dakikalık bir jet ski gezintisi için ödeyeceğiniz tutar ile Tunus’ta 1 saatlik bir gezinti yapabilirsiniz. Biz parasailing yapmaya karar veriyoruz. Denizde bekleyen tekneden kıyıya uzanmış kalın bir ipe bağlı paraşüt için iki kişi oturarak deneyeceğiz. Tekne hareketlenince koşarak tekneyi takip edeceğiz ve rüzgar paraşüte dolunca bizi 20-30 metre kadar havalandıracak ve yaklaşık 15 dakika kadar havada kalarak manzaranın keyfine varacağız. Daha önce de bahsettiğim gibi Fransızca ya da Arapça biliyorsanız Tunus’ta işiniz çok kolay ancak İngilizce bazen yetersiz kalıyor. Paraşütü kiraladığımız arkadaşla anlaşamıyoruz. Rakam işini telefona yazarak çözümlüyoruz ama paraşüte binme sırasında sinirleniyor. Biz iki erkek bir arada ve sonrasındaki turda iki kadın bir arada binmek istiyoruz. Arapça sinirleniyor, sonunda anlamıyoruz ve onun dediği şekilde bir kadın bir erkek olarak paraşüte yerleşiyoruz.

Benim gibi yükseklik korkusu olan birisiyseniz, parasailing yükseklik korkunuzu yenmeye biraz da olsa destek olabilir. Tekne hareketleniyor ve koşarak havalanıyoruz. Pervaneli bir uçağın havalanmasına benziyor kalkışımız. Havalanırken içimiz çekiliyor biraz ama çok eğlenceli. Havada turlarken aslında korku hiç geçmiyor ama bir süre sonra azalıyor. Paraşütçüden anladığım kadarıyla turlama bitince tekne kıyıya paralel gidecek ve o karadan kırmızı bayrak sallayınca hemen üstümdeki ana ipe asılacağım ve paraşüt yanlamaya başlayıp süzülerek iniş yapacağız. Kırmızı bayrağın sallandığını görünce hemen ipe asılıyorum, bir şey olmuyor. Bir daha deniyorum, yine paraşüt yanlamıyor ve o an neden iki kadın bindirmek istemediğini anlıyorum :) Üçüncü de öyle sert asılıyorum ki iplere paraşüt yanlamaya başlıyor ve karaya doğru süzülerek iniyoruz. Korktuğumuza değmediğini düşünüyorum çünkü çok eğlenceliydi.

Tunus’un son gününde rotamız Al Zaytuna Cami ve Medine bölgesi. Medine bölgesi Tunus’un eski şehir olarak bilinen bölgesi. Daracık sokakları, eski yapıları ile tarihi dokuları seven gezginler için mükemmel bir açık alan müzesi. Fransız kapısından gezintiye başlarsanız Al Zaytuna Cami’ni de gezinin ilk sırasına alabilirsiniz. Al Zaytuna Cami Tunus’ta Müslüman olmayan turistlerin de gezebildiği tek cami. Geniş bir avlu içinde emevi mimarisi ile inşa edilen bu görkemli yapı aynı zamanda dünyanın ilk üniversitesi olma özelliği de taşıyor. Caminin çevresinde yine pazarlık yeteneğinizi kullanabileceğiniz birçok tezgâh ve küçük dükkân var.

İstanbul için geniş gövdeli THY uçağımızda yerimizi alırken bagajlarımızda harissa, hurma, el yapımı Tunus eşyaları.. ve anılarımızda baharat kokulu bu ülkede geçirdiğimiz farklı zamanlar.

 

Hüseyin Öztürk