Küba Günlükleri -3

Küba Günlükleri -3

Küba Günlükleri üçüncü ve son bölümüyle sizlerle…


Sabah Buena Vista Social Club şarkıları eşliğinde kahvaltımızı yapıyor ve otobüslere doluşuyoruz. Rotamız Guanabo Plajı. Bu tesis İspanyollar tarafından inşa edilmiş ve Amerikan işgali sırasında da uzun yıllar Amerikan askerlerinin eğlencesi için kullanılmış. Şimdilerde sadece turistlerin gidebildiği bir yer. Yani siyah adam yüzyıllardır kendi toprağındaki en güzel plaja gidip yüzemiyor, ne acı!

Ana binanın hemen önünde yer alan beyaz kumdan plajı ve turkuaz mavi denizi filmlerde bize izletilen “Burası cennet olmalı!” dediğimiz yerler gibi. Şemsiye yerine Hindistan cevizi ağaçları gölgede güvende kalmamızı sağlıyor. Tropik iklimde bizim cilt tipimiz uzun süre güneş ışığının altında kalmaya müsait değil. Güneş koruyucuları iki saatte bir yenileyip, denizde olmadığımız zamanlarda Hindistan cevizi ağaçlarının altında kalmak en mantıklısı.


Tesiste plajda çalışan görevlilerin başka bir görevi daha var. 1 CUC karşılığında hemen yanınızdaki ağaca tırmanarak istediğiniz Hindistan cevizini sizin için koparıp, kesiyor ve üst tarafındaki delikten kalın siyah bir pipet takarak bu egzotik tadın keyfine varmanızı sağlıyorlar. Ülkemizdeki Hindistan cevizlerine hiç benzemiyorlar. Zaten dış kabukları da yeşilli, sarılı bir renkte...

Öğle yemeğinde “Mackerel” var. Bu ızgara balık Kuzey Atlantik Okyanusu ve Karayip denizi kıyılarına yakın yaşayan, ülkedeki en yaygın ve en ucuz balık. Tadı ve tipi biraz uskumruyu andırıyor. Mackerel’in yanında da “Bucanero” isimli Küba birasını denememizi istiyorlar. Bence bira da çok teknolojik olmayan yöntemlerle yapıldığı için organik. Malt bir tadı var ama içimi de gayet yumuşak. Öğleden sonraya kadar deniz kenarında vakit geçirip, otele geri dönüyoruz.

Şimdi Küba el yapımı eşyaları ve yağlı boya/akrilik tabloları inceleme zamanı. Kübalarılar, anladığım kadarıyla hem imkansızlıklardan hem de komünizmin onlara sağladığı düşünme imkanından bazı el sanatlarında çok gelişmişler. Abanoz ağacı ülkede çok bulunuyor ve bu ağacın özelliği çok dayanıklı ve çok hafif olması. Bu sebeple tek parça abanoz ağacından oyulmuş Kübalı kadın, adam, hayvan figürleri bulmanız olası. Hindistan cevizinden yapılma yuvarlak kol çantaları ekibimizdeki kadınların çok ilgisini çekiyor…





Calle Tacón sokak pazarı Çarşamba - Pazar günleri 09: 00-18: 00 arasında açık. Calles Empedrado ve Chacón arasında, Calle Tacón'daki La Habana Vieja'da. 1 CUC ile 10 CUC arasında alabileceklerinize hayret edersiniz. Küba’ya özgü birçok eşyayı hediyelik olarak satın alabilirsiniz. Kırmızı yıldızlı Che şapkasından almayı unutmayın. Pazarlık yapmayı çok seviyorlar. Ama yüzde 20’den fazla indirim için çok zorlamayın:)


Havana Craft&Souvenir Market yine Havana merkezinde yer alan yağlı boya/akrilik tabloları satın alabileceğiniz bir Pazar. Özellikle akrilik damlatma metodu ile yapılan havana siluetleri benim çok hoşuma gitmişti. 1 metreye 50 santimetre bir havana tablosunu 15 CUC’a satın alabilirsiniz. Küba sembollerini (renkli evler, eski arabalar, Che) çizdikleri tablolarda çok revaçta. Aynı pazarda bunları da 10-15 CUC’a satın alabilirsiniz. Tabloları aldıktan sonra pazarın bir köşesinde ülke çıkışında sorun yaşamamanız için tabloların arkasına damga vurulan bir bölüm var. Eğer unutursanız ülke çıkışında tabloya el koyabiliyorlar.


Pazarda yerel halk ile yine sıkı ilişkiler içindeyiz. Önünden geçtiğimiz her tezgâhta “Where are you fron my fren?” sorusuyla karşılaşıyoruz. Verdiğimiz her “Türkiye” cevabından sonra bizden bir gün önce pazarı geçen Türk kafilesinin Kübalılara “Selamun Aleyküm” demeyi öğrettiğini anlıyoruz. Dünyanın bir ucunda bile Türk olmayı tüm damarlarımızda hissediyoruz. Pazardaki birçok Kübalı arkadaş bize ucuz orijinal puro (Cohiba, Partagas, Romeo&Juliet) bulabileceğini söylüyor. Havana’yı ziyaret edecek tüm dostlara ucuz puro bulmanın tek formülünü veriyorum: YOK :) Sadece yetkili puro mağazalarında devletin ürettiği purolar orijinal. Bunun dışında Küba’nın her yerinde size ucuza puro bulacağını söyleyen ama kendi üretimi, kalitesiz puroları pazarlayacak insanlar göreceksiniz. Bu insanlar puro fabrikasında çalıştıklarını ve günlük kendi haklarını içmeyip sattıkları gibi müthiş bir pazarlama planı ile size gelecekler, inanmamanızı öneririm.

Havana’dan ayrılmak üzere José Martí Uluslararası Havaalanı’na yola çıkıyoruz. 1 haftada inanılmaz dostluklar kurup, sıcakkanlı insanlar ile tanışıyoruz. Bir sonraki sefere Pinar Del Rio, Santiago de Cuba ve Varadero’yu ziyaret etmeye söz veriyoruz. Burada yediğimiz organik, gerçek tadı olan her şeyin ve sıcacık yürekli insanların bizi tekrar buraya getireceğine inanarak hala karlar altındaki İstanbul için geniş gövdeli Airbus içinde pist başı yaparken, havaalanına adını veren José Martí’nin meşhur şiiri kulaklarımızda yankılanıyor.

“Aynı yalınlıkla ölmek isterim
Kırda bir çiçek gibi, sakin, gösterişsiz...
Mum yerine yıldızlar parlasın üstümde
Yeryüzü uzansın altımda sessiz.

Ben aydınlık ve özgürlük delisiyim
Varsın hainleri gizlesinler soğuk bir taş altında
Dürüstçe yaşadım ben, karşılığında
Yüzüm doğan güneşe dönük öleceğim.”


Hüseyin Öztürk