Kitap yorumu | Üvey Kırmızı

Güzel düştür âşık olmak... Ben de çiçek açabilirim, mutlu olabilirim, sevebilirim, hayaller kurabilirim demektir. Kalbinin yerini hatırlamaktır. Ta ki kalbinin atışının sana acı verdiğini anlayana kadar…

Ve bir gün bir hayalden atladı kadın.

Kimi intihar dedi, kimi günah...

Oysa tarihi geçmişti umutlarının.

Anlamadılar...

Bazı acılar var ki, öpünce değil, ölünce geçecek sızısı...

Uyuyamadığım gecelerden birindeydim. Çok sevgili Pia’nın Üvey Kırmızı kitabı rafta ki yerinden bana göz kırptı. Gel dedi bak ben buradayım istersen eğer gecene de sana da yalnızlığına da eşlik ederim.

İşte böyle tanıştık Üvey Kırmızı ile…

Genç bir kız düşünün idealleriyle ailesiyle yaşayan sıradan sorunlar dışında gözyaşı nedir bilmeyen bir gün bir adamla karşılaşır gençliğin ilk heyecanı ilk aşk ve yanlış kararlar.

Seviyorum kıskanıyorum adı altında elini kaldırmaktan çekinmeyen bir adam.

En başta kendini suçlayan daha çok dikkat etsem böyle olmazdı, çok seviyor beni kaybetmek istemiyor ondan böyle yapıyor diyen ve kendi hayallerinin altında kalan bir kadın.

En sonunda da kızı dışında her şeyden vazgeçiyor ama bir şekilde dimdik ayakta durmayı başarıyor.

“Bir yerlerde sessizce ağlayanlar var.

Her gece intihar edip her sabaha yeniden doğanlar…

Bir de…

Bunlardan hiç haberi olmayanlar.”

Birbirini neredeyse hiç tanımadan evlenen heyecanlar geçince yerini kedere bırakan aşkın zamanla hayal kırıklığına bir kadının en büyük pişmanlığına nasıl dönüştüğünü anlatan bir solukta okuyacağınız bir Pia romanı.

\"\"

Ve bana göre cinsiyet ayrımı gözetmeksizin okunması gerekiyor.

Sevgiyle kalın.