Sualtının gizemli dünyasının kurtarıcıları: Sualtı Heykelleri

Sualtının gizemli dünyasının kurtarıcıları: Sualtı Heykelleri

Maviliklerin derinliklerinde büyük bir gizem yatıyor. Devasa balıklar, rengarenk mercanlar, kabuklu hayvanlar ve dahası merak uyandıran bir hayat yaşıyor. Dünya genelinde gün geçtikçe ilerleyen deniz kirliliği ise bilindiği üzere deniz ekosistemini olumsuz etkiliyor. Bu olumsuz etkiye güzel bir tepki heykeltıraş Jason deCaires Taylor’dan geldi. Taylor’ın sualtı gizemine kattığı gizem sualtı heykelleri!


Karayip Denizi’ne uzanan sahilleriyle Meksika’nın en canlı kentlerinden olan Cancun, dünyanın en büyük sualtı heykel müzelerinden birine, MUSA’nın (Molinere Sualtı Heykel Parkı) ev sahipliği yapıyor. Denizin hemen açıklarına, 4 ila 8 metre arasında değişen derinliklerine yerleştirilen yaklaşık 450 gerçek boyutlu insan figürü, aynı zamanda müzenin kurucusu olan İngiliz fotoğraf sanatçısı ve heykeltraş Jason de Caires Taylor’ın eseri. Taylor, dünyanın ilk sualtı heykel parkı olan Molinere Sualtı Heykel Parkı'nın kapılarını 2006 yılında açtı.

Taylor, MUSA projesine başlamadan önce, Grenada’da açtığı sergiyle sesini duyurmuştu. Bu sergide yer alan Vicissitudes isimli çalışması, altı ayda tamamlanan ve toplam ağırlığı 15 tonu bulan 26 çocuk heykelinden oluşuyor. Taylor figürleri önce tek tek denizin dibine indirmiş ve birleştirebilmek için bir hafta boyunca denizin altında çalışmış.

Jason deCaires Taylor’ın heykelleri her ne kadar yok olan resiflere dikkat çekmek ve resif oluşturmak amacıyla yapılmış olsalar da aynı zamanda birer sanat eserleridir. Bu nedenle sanatçı heykelleri kullanarak bu su altı eserlerini gören insanlara bir mesaj vermek istemiş. Inertia adlı eser koltuğunda oturan ve televizyon izleyen kilolu bir adamı gösterir ve doğanın yok oluşunu izleyen insanlığa bir mesajdır. Nest isimli eser ise hayat döngüsünü simgelemektedir ve gelecekte hayat döngüsünün var olacağı yaşamla dolu bir ekosistem olacaktır.



İlk defa Endonezya’da yapılan heykellerin bölgedeki dalış turizmine olumlu etkisi sonucunda dünyanın farklı yerlerine de farklı sanatçılar tarafından heykeller dikilmeye başladı. Tayland, Bali, Grenada, Amerika, Endonezya ve Mısır gibi ülkelerin sularında farklı heykeller bulunuyor.

Bu eserleri görmek için birden fazla yöntem var. Sığ sularda olmaları nedeniyle serbest dalış yapılarak veya şnorkelle yüzülerek görülebilirler. Aynı zamanda bu eserleri görebilmek için tekne gezileri de düzenleniyor. Ayrıca bu heykellerin birbirlerine yakınlıkları nedeniyle scuba dalışıyla bir dalış süresinde aynı bölgedeki heykeller görülebiliyor.

Heykellerin yapay resif olma özellikleri aynı zamanda bölgedeki canlılığı da deyim yerindeyse hayata döndürmüş durumda. Toplam ağırlığı 200 tonu geçen koleksiyon 420 m2’lik çorak bir deniz yatağına yayılıyor. Taylor, heykellerin sualtı hayatının doğal bir parçası olabilmesi için PH değeri nötr olan, dayanıklı bir çimento kullanmış. Bu sayede mercanlar ve çeşitli deniz canlıları heykellerin üzerine yuvalanıp, onları ev edinebiliyor ve bir yandan da görünüşlerini zaman içinde olağanüstü şekillerde değiştirebiliyor.

Cancun Deniz Parkı’nda yer alan bu doğa dostu müze aynı anda birkaç turistik stratejiye hizmet ediyor. Başlı başına bir çekim merkezi olması dışında, müzenin bu parka eklenme sebeplerinden biri de yılda neredeyse bir milyon turist ağırlayan parktaki yoğunluğun farklı bölgelere dağıtılması ihtiyacıymış. Böylece tüm turistlerin akın ettiği, kasırgaların yıprattığı doğal mercan kayalıklarının biraz olsun dinlenebilmesini ümit etmişler. Yaklaşık 650 bin liralık başlangıç bütçelerinin büyük bir kısmı Meksika hükümeti tarafından karşılanırken, bölgenin gelişmesini isteyen kişi ve kuruluşlar da bağışlarıyla projeye destek vermiş.



Side 110 heykelin bulunduğu bir su altı müzesine de ev sahipliği yapıyor
Binlerce yıllık tarihiyle Antalya’nın göz bebeklerinden Side, Türkiye’nin ilk su altı müzesine ev sahipliği yapıyor. Antalya Deniz Ticaret Odasının öncülüğünde 2015 yılında açılan müzede farklı temalarda 110 heykel bulunuyor. Mitolojik figür deniz tanrısı Poseidon, Kurtuluş Savaşı teması, Antalya'nın ev sahipliği yaptığı Expo 2016'nın hatırası...


Su altı müzesinin açılmasıyla birlikte Side sualtı yaşamında da değişim başladı ve bölge deniz canlılarının toplandığı bir alan oldu. Müze açıldığı günden itibaren, su altı müzesinin olduğu noktada balık ve deniz dibi canlı popülasyonunun arttığı saptandı. Bölgede daha önceki yıllarda 2 ya da 3 balık türü varken günümüzde rengarenk balık türlerine rastlanmaya başlandı. Ayrıca deniz dibi ekosisteminin vazgeçilmezi sünger türleri de çıktı. Müze, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı oldu.