İşi eve sığdırmak mümkün mü?

İşi eve sığdırmak mümkün mü?

Evden çalışmayı şu güne kadar sevmiş olanlar, düzenini kurmuş olabilenler ses versin. Bu konuda sürekli paylaşım yapıp deneyimlerimizle, bulduğumuz yaratıcı fikirlerimizle birbirimize ilham olsak iyi olmaz mı?

Ben çalışma hayatımın son iki senesinde yarı evden çalışma düzenine geçtiğim halde zaman zaman hala paniklediğimi itiraf ediyorum. Yani aslında o kadar da kolay değil evin dört duvarı içine bir de iş dünyasını sığdırmak. Bazen iş arkadaşlarınızı, bazen bir müşteriyi, bazen bir toplantıyı veya eğitimi, evdeki diğer seslerden ve aktivitelerden arındırarak başarıyla misafir etmek, odaklanmak ve katılmak her zaman ve her şartta ideal formatta seyretmeyebiliyor. Eh bunun da kabulü ile başlamak lazım. Her zaman zihnimiz, bedenimiz, ruhumuz aynı oranda esnek, uyumlu ve farkında olamayabiliyor.

Korona günleri ve #evdekal düzeni başladığında benim için kolay olacağını düşünmüştüm ve de öyle olduğu zamanlar tabii ki çok ama ben de zaman zaman şunları düşünürken yakalıyorum:

Tüm ev işleri bana kaldı ne yapacağım?
Bugün her şey karman çorman?
Ya internet hızım düşerse?
Ya günlük planlama şaşarsa?
Ya evde biri hasta olursa?
Tam toplantıdayken, komşudan gelen o gürültü devam ederse?
Bunları çeşitlendirmek isteyen varsa duymak isterim.
Sizler neler düşünüyor neler hissediyorsunuz?

Tabii yine de hem farklı uzmanların önerdiği hem de kendime göre deneyimlerimle bulduğum işe yarayacak önerilerim var. Açtım çıkınımı sıralıyorum:

Eğer mümkünse özel çalışma alanı yaratmak

Eğer mümkünse diyorum çünkü hepimizin evi aynı özel alanlara izin vermeyebilir ancak gerçekten sınırlayabileceğiniz küçücük bir mekan, odanın üçte biri, fiziksel olmasa bile içine girdiğinizi ve orda olduğunuzda evin geri kalanından farklı bir enerjiyi yönettiğinizi zihinsel olarak imgelediğiniz, etiketlediğiniz bir ayrı alanın çalışma yeriniz olması odaklanma için çok iyi olacaktır. Başlangıç bu alanın neresi olacağını belirlemek olsun. Burayı fiziksel olarak da düzenleyebilir, kendiniz için sevimli hale getirebilir, bir resim, sevdiğiniz bir obje, kitaplarınızı koyabilir, muhakkak havalandırabilir, her gün farklı bir yastık, bir aksesuar ile heyecan katabilirsiniz.

Sabahtan zamanlama, program yapmak
Her sabah kalktığımızda, hatta bir gece önceden günü planlamak zihnimizi sakinleştiriyor. İş için yapılacaklar, sanal toplantılar, saatli görüşmeler, ev ve aile için yapılacaklar, yemek saatleri ve kişisel bakımımız – zihnimizi, bedenimizi, ruhumuzu beslemek- adına olacak aktivitelerin planını, saatleriyle çıkarmak, zamanı ve olası stres seviyemizi daha iyi kontrol etmemizi sağlayacağından bize iyi gelecektir en azından bana çok iyi geliyor. Bütün bunların içinde genelde çoklu iş yapmamaya özen göstermek ve tek işi planlayıp bitirip ona çek atmak oh dedirten ödülü hak eden bir tamamlanma anı yaratıyor.
Sabah rutinine topraklanma hizalanma ile başlamak
Sabah kalktığımız ilk yarım saat hayata sakinlikle başlamak fikrine ne dersiniz. Öncelikle o sırada haber seyretmemek, sosyal medyanın dehlizlerinde kaybolmamak ve zihnimizi ve bedenimizi hemen yormaya başlamamak – zira günün geri kalanında onlar bize lazım- pek değerli oluyor. Sakin olmak diğer deyişle topraklanmak farkındalıkla başlıyor. Nasıl bir duygu durumundayım, bedenimde ne gibi hisler var, zihnimin sokakları kalabalık mı tenha mı kendimize sorabileceğimiz önemli sorular. Bunlar için ise kendimizle baş başa kalmamız lazım. Eğer yapabilirsek, meditasyon, dua, şükür, mindfulness pratikleri, yazı ile duyguları dışa vurmak bizi güvende ve sakin bir histe tutarak güne hazırlar.

Arada alarmlar kurarak işleri bölmek ve mola zamanları yaratmak
Çalış çalış nereye kadar, zamanı unutuyorum ve oturduğum yerden altı saat sonra kalkabiliyorum diyenlerdenseniz önerim telefonunuza alarmlar kurarak arada kalkıp evin içinde dolaşmayı, su içmeyi, hareket etmeyi, sohbet etmeyi hatırlamak. Bunlar sizin ödül molalarınız olabilir. Özellikle sevdiğiniz bir şeyi yapmak, evin güzel bir köşesinde kahve içmek, enerji depolamak adına kestirmek kısaca tekrar hızlanmak için yavaşlamak günümüze katacağımız hoşluklardır. Ofiste olsak da bu molaları verecektik değil mi? Arkadaşımızla bir kahve içecektik onun masasına yürüyüp dedikodu yapacaktık ya da binanın önüne çıkıp hava alacaktık. O zaman benzer şeyleri evden de yapabiliriz. İş arkadaşımızla chat’leşip görüntülü kahve içmek için sözleşebiliriz. Ve eminim hepimizin bir sürü farklı yaratıcı metodu olacaktır.

Kıyafet değişikliği yapıp ruh halini düzenlemek
Bakın bu önemli. İlk başlarda spor rahat kıyafetlere dönmek çok keyifli gelirken, giderek kendimizi bakımsız, özensiz bir hale getirmiş olabiliriz ki malum kişisel bakım için dışarıdan destek de alamıyoruz. Motivasyonumuzu dengeye getirmenin diğer bir yöntemi de beden imajına özen. O zaman kıyafet değişikliği yapmak, sevdiğimiz aksesuarları takmak, makyaj yapmak ve işin başına öyle oturmak iyidir ve iyi gelecektir.

Ev halkıyla anlaşma ve küçük çocuklarla konuşma ve düzenleme yapmak
Ailenizin diğer üyeleri de işe gitmiyor evden çalışıyorsa, kim ne zaman evin hangi köşesinden çalışacak, hangi saatte evin içinde sessizlik olması gerekecek, kim hangi saatlerde ev işlerine destek verecek veya üstlenecek gibi aile programlaması yapmak de inanın çok işe yarıyor. Her sabah eşime ve kızıma günlük programlarını soruyor, saatleri alıyorum. Sonra birlikte yemek saatlerine ne yiyeceğimize ve kimin hazırlıklarda yer alacağına karar veriyoruz. Sadece bu değil, keyifli saat ve aktivitelerimize de karar veriyoruz. Tavla, kâğıt oyunları, yap boz yapma, dizi seyretme de bunların içinde yer alıyor. Evin içinde küçük çocuklarımız varsa onlara da durumu olabildiğince açıklamak bunun geçici olduğunu belirtmek ve onların yapabileceği aktiviteleri de birlikte kararlaştırmak hepimizi yatıştırabilir. Çalışma odası varsa ve önemli toplantı saatleri olacaksa o saatler için kapıya işaretler asmak da trafiği düzenlemek adına bir fikir. Benim kapıya astığım: “Sizi seviyorum ancak şu an oldukça yoğunum” Sizinki ne olabilir?

Arkadaş veya aileyi arayıp sosyalliğe önem vermek
Sosyal mesafelendirme sürecek gibi ama uzadıkça bize iyi gelmeyecek. Sevdiklerimizin bir kısmını göremiyor, sarılamıyor, öpemiyoruz. Çok garip bir durum değil mi? O zaman mesafeli sosyallik yapalım. Sırayla tüm arkadaşlarımızı arayalım. Sohbet etmek, dertleşmek, sevgimizi göstermek, hâl hatır sormak hepimizin ihtiyacı. Şimdilerde partiler, kutlamalar, houseparty, zoom gibi teknolojik uygulamalarda devam ediyor. Alışalım demiyorum ama şimdilik idare edelim. Bu sohbetlerin tek bir şartı olsun o da olumsuz duygularımızı tetikleyip, sarıp sarmalayıp çoğaltmayalım, sarmallarda kaybolmayalım. Güzel anılardan bahsedelim, birlikte şükredelim, iyilikler dileyelim, sağlık ekipleri için dua edelim.

Geçecek bugünler, yenileri gelecek. Bu deneyimden büyüyerek, öğrenerek, gelişerek çıkalım, çokça şükredelim ve hayata daha da sıkı sıkı sarılalım.