Serkan Tatar | Tayyar Işıksaçan Röportajı

Gazeteci, yazar ve sunucu ,Oğlum Bak Git sinema filminde basın danışmanı ve 2004 yılında Bizim Karakol dizisinde oyuncu olarak yer almış, Magazin dünyasından haberler ile UçanKuş TV en taze, en sıcak haberleri canlı yayınla Tayyar Işıksaçan farkıyla ekranlara taşıyan usta gazeteci Tayyar Işıksaçan bu hafta konuğumuz.

ST: Nasılsınız? Mesleğinizin duayenlerinden biri olarak mesleğe nasıl başladınız?

TI: 17 yaşında bir lise öğrencisiyken fotoğraf merakı yüzünden başladım gazeteciliğe. Bir derginin öğrencilerle ilgili röportajına konuk olarak gittim. Fazla meraklı olup ta fazla soru sorunca o gün derginin fotoğraf işlerini yapan Deniz İzgi vasıtasıyla Hürriyet'in o dönem ki gençlik dergisi Gong'ta öğrenci muhabir olarak başladım sonra da bir daha meslekten hiç kopmadım. Askere gidene kadar Hürriyet'te döndükten sonra da yine Hürriyet ve Milliyet olmak üzere ardından Sabah, bir çok gazete ve dergide görev yaptım.

ST: Dünden bugüne gazetecilik basın yayında neler değişti nasıl gelişti? Siz kendinizi nasıl geliştirdiniz?

TI: Yazılı basın artık yerini görsel medyaya ardından da dijital Dünya'ya aktarınca bunları biraz önceden sezen bütün gazeteci arkadaşlarımız bugün daha uzun yol aldılar. Gazetecilik te eski kalıplarını yıktı artık , dijital dünya daha fazla iş yaptığı için önceleri internet, sonraları televizyon ve ardından da şimdi sosyal medya üzerinde yine kendini bu işe adapte eden, bu işi kovalayabilen ya da kendini güncel görüşmelere yenileyen herkes benim gibi işine devam ediyor. Dünden bu yana ne değişti dersek dünden bu yana teknoloji çok değişti medya konusunda.

ST: Sanat spor ve siyaset dünyası ile iç içe geçen bir hayatınız var. Size neler kattı sizden neler götürdü diye sorsam?

TI: Spor, sanat, siyaset bunların hepsi aslında bir gazetecinin çok yakından takip etmesi gereken bir şey. Hayatla iç içesiniz çünkü , ben branş olarak magazini seçmeme rağmen dönem dönem haber muhabirliği de yaptım, spor muhabirliği de yaptım. Siyaset alanında da röportajlar yaptım. Bunların tamamı çalıştığım kurumların beni zorlamasıyla değil mesleki olarak daha çok şey öğrenebilmek adınaydı. Her yaptığım iş aslında bana çok şey kattı ilerleyen yaşlarımda bunu fark ettim ama genç yaşta siyasilerle, spor dünyasındaki isimlerle ya da sanat dünyasındaki popüler isimlerle dirsek temasında olmak, onlarla röportajlar yapmak beni çok mutlu etti.

ST: Günümüzde pek çok gazeteci basın danışmanlığı yapıyor bu konuda sizin deneyimleriniz de oldu ve gazeteci kimliği ile basın danışmanlığı yapanları nasıl buluyorsunuz?

TI:Gazetecilerin medya danışmanlığı yapıyor olmasında bence bir sakınca yok, sapla samanı birbirinden ayırabiliyolarsa. Çünkü zaman zaman en çok yaşadığımız sıkıntılardan bir tanesi de medya danışmanı diye adlandırılan arkadaşlarımızın medyadan çok kopuk olmaları ya da hiç tecrübelerinin olmaması büyük sorunlar çıkartıyor özellikle büyük markaların ve popüler sanatçıların medya danışmanlarının medya ruhunu biliyor olmaları onlar açısından avantaj. O yüzden ben çok sıkıntılı görmüyorum bunu ama dediğim gibi bir taraftan medya işini, bir taraftan danışmanlık işini yaparken hakkaniyetli yapabiliyorlarsa arkadaşlar sanıyorum daha da başarılı olurlar ama özellikle bu mesleği tercih eden arkadaşlarımız ilerleyen yaşların daha çok böyle masa başına geçen daha çok böyle medyadaki tecrübelerini günlük hayata da aktarmak isteyen arkadaşlar tercih ediyorlar bu işi ben hiç bir sakınca görmüyorum bu işi yapmalarında

ST: Spor ve beslenme ile ilgili neler yapıyorsunuz oldukça fit görünüyorsunuz?

TI: Spor yapıyordum, yapıyorum dersem kendime de, size de yalan söylemiş olurum. 17 sene profesyonel voleybol oynadım o dönemde çok meraklıydım bu işlere. Hala Yürüyorum, yürümeyi de çok spordan saymıyorum sadece günlük bir aktivite. Çok zaman ayıramıyorum buna ama yemek konusunda fazlasıyla tutucuyum. Çok fazla yemek yememeye özen gösteriyorum, kendimi doyuracak kadar öğünlerimi ona göre küçülttüm. Yaşta biraz ilerleyince tabii sağlığa çok daha fazla dikkat ediyorsunuz keşke zamanım da olsa spora da yer ayırsam ama eğer yürümekte spordan sayılırsa her gün 7.500, 8000 adım atıyorum.

ST: Hangi spor dalları ile ilgilisiniz?

TI: Futbol ve voleybolla ilgileniyorum her ikisi de merak alanımda. Voleybol ilk göz ağrım, futbol da bir sıkı bir Fenerbahçeli olmamdan kaynaklı. Her iki spor alanını da çok sıkı takip ediyorum.

ST: Meslek hayatınızda unutamadığınız sizin için en önemli anınızı bizler ile paylaşır mısınız?

TI: Unutamadım anı çok fazla. 40 yılı aşkındır neredeyse bu sektörün içindeyim yani bir anı diğerinden daha da cazip gelebiliyor. Yaa Aaaa bak böyle de olmuştu diye hatırladığım binlerce şey var ama arasından bir tane seç dediğinde böyle kal geliyor bana ama ilerleyen dakikalarda hatırlarsam bir tane anlatırım.

ST: Meslek hayatınızda asla yapmam deyipte yaptığınız bir şey oldu mu?

TI: Aslında hayatım boyunca böyle çok asla veya pişmanlık duygusu yaşayacağım bir şey olmadı ama bir asla meselem var o da ünlü ve popüler insanların çocuklarına anne ve babalarından dolayı habersel anlamda bir bedel ödetmedim bugüne kadar. Kesin bir tavrım var bu konuda eğer ilerleyen yaşlarında baba ya da anne mesleğini seçerler onlar da sanatın bir dalında olurlarsa belki o zaman haber değerleri de varsa kullanırım ama onun dışında çocukları anne ve babalarından dolayı haber malzemesi yapılmasına hem karşıyım hem de bir gazeteci olarak bu konuda hassas olmaya çalışıyorum. Benim için sadece bir ünlünün çocuğu olmak fazla bir önem taşımıyor açıkçası.

ST: Mesleğinizi yapmıyor olsaydınız ne yapmak isterdiniz?

TI: Mesleğimi yapmıyor olsaydım herhalde mutsuz olurdum çocukluğumdan beri en çok yapmak istediğim iş buydu. Belki de gazeteci olmasaydım fotoğraf merakımdan dolayı yine fotoğraf sanatçısı olurdum, bir stüdyom falan olurdu öyle düşünüyorum çünkü yani çocuk yaşımdan beri fotoğrafa olan merakım beni bu işin içine attı.

ST: Geriye dönüp baktığınızda, mesela son 5 sene içinde neler öğrendiniz hayattan?

TI: Son 5 sene içinde değil aslında meslekte her gün yeni bir şey öğreniyorum dediğim gibi yani teknolojiyle beraber. Teknolojiyi mesleğimde nasıl kullanabileceğimi, yada kendimi o alanda nasıl gelişeceğimi öğreniyorum. Onun için seneye vurmuyorum o işi her yıl yada her yeni bir şeyler öğretiyor. Mesela Son 5 yıl içinde sosyal medyayı iyi kullanmayı öğrendim, bu konuda hakikaten övünebilirim güzel kullanıyorum sosyal medyayı.

ST: Hayatınızda mesleki ya da bireysel olarak en önemli rol modeliniz yada fikrine güvendiğiniz biri oldu mu? Olduysa kim?

TI: Rol modelim var tabi ki meslek büyüklerim var. Ben Çetin Emeç gibi, Erdoğan Sevgin gibi, Ali Rıza Türker gibi, Fehmi Ketenci gibi, Aykut Işıklar gibi çok usta isimlerle çalıştım. Bunların hepsi benim için birer idol, hepsinden çok şey öğrendim meslek adına. Meslek etiği adına bana çok şey kattılar o yüzden de fikirlerine güvendiğim insanlar bu isimlerin arasında çok fazla arkadaşım da var mesela 9,10 yılını beraber geçirdiğim, yardımcılığını da yaptığım Allah rahmet eylesin Aykut Işıklar' a çok değer verirdim.bu konuda

ST: Magazin dünyası çok renkli bir o kadar da zorlu, Dost olduğunuz isimlerin haberlerini yaparken taraflı davrandığınız ya da bildiğiniz halde paylaşmadığınız durumlar oldu mu?

TI: Dost olduğum isimlerin haberlerini yaparken zorlanıyorum. Çünkü dostluklarımla mesleki durumum birbirini aslında karşı karşıya tutuyor. Çünkü hiç bir zaman ikisini birbiriyle denk tutmuyorum, bulunduğum ortamlar çok önemli. Hangi şartlar altında ordayım eğer dost sohbeti, toplantısıysa ordan bana haber çıkmıyor açıkçası ama onun dışındaki her alanı, her ortamı meslek adına değerlendirebiliyorum. Paylaşmadığım haberler oldu mu evet bir kaç tane oldu dediğim gibi onlar da gerçekten dost kavramına uygun ortamlardı o yüzden bende kalması gerekiyordu. O insanlar o ilişkimize güvendikleri için beni orda bulundurdular o yüzden orda gördüklerim, duyduklarım, bildiklerim benimle beraber mezara gidecek
ST: Kitap okuyor musunuz? Okuyorsanız en son okuduğunuz kitap hangisi?

TI: Çok kitap okuyorum.Haftada en az 2 tane kitap bitiriyorum.Benim için bir kitabın okunma süresi 3 gün. 3 günü aşarsa okumuyorum yarım bırakıyorum ama 3 günde mutlaka bitirmeye çalışıyorum. Son okuduğum kitap aslında iki tane kitabım var. Bunlardan bir tanesi Tayfun İlkan' ın Haberci kitabını okuyorum henüz bitiremedim bir de Soner Yalçın'ın başladığım bir kitabı var. O kitabı bitirmeye çalışıyorum 2 kitap birden bitirmeye çalışıyorum hafta sonuna Allah kısmet ederse, çünkü okunmayı bekleyen çok fazla kitabım var, çok fazla kitap aldım bu ara.

ST: Son yıllarda hemen her şey dijitale döndü ilişkilerden tutun da mesleki konulara kadar siz dijital dünyayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

TI: Digital dünya'yı iyi değerlendiriyorum dediğim gibi iyi okumak lazım orayı. Çünkü teknoloji son derece hızla gelişiyor. Bütün dünya da artık yazılı medya işi tamamen dijitale döktü, teknolojiyi iyi değerlendirmek lazım ben sıkı takip ediyorum açıkçası hem gelişmeleri hem neler getireceğini. Türkiye' de ne yazık ki medya digital dünyanın geleceğini çok ciddiye almadığı için bir çok yayın kuruluşu bu konuda pes etmek zorunda kaldı. Daha çok yeni nesil yayıncılar bu işe ayak uydurabiliyorlar ama güzel işler yapıyorlar

ST: Tayyar Işıksaçan'ın en büyük pişmanlığı nedir ve keşkesi?

TI: Hiç pişmanlığım olmadı öyle bir ah keşke yada bundan çok pişmanım dediğim bir durum olmadı. Dediğim gibi pişmanlıklarla yaşayan bir adam değilim her şeyi kendim isteyerek yaptığım için karşılığında ödediğim her bedelin hak olduğunu düşündüğümden öyle pişmanlıklarım, keşkelerim yok açıkçası. Belki çok büyük bir şey ama kendime öyle bir düstur edindim, yaptığım hiç bir şeyden pişman olmadım bugüne kadar

ST: Diziler sinema ile aranız nasıl? En son hangi filme gittiniz ve izlediğiniz dizler hangileri?

TI: Geçen yıla kadar dizilerle aram iyiydi, bu yıl çok fazla dizi takip etmiyorum. Sinemayla aram iyi, vizyona çıkan filmleri seyretmeyi mümkün olduğu kadar seviyorum, gidiyorum sinemaya. En son Cem Yılmaz'ın Karakomikler 2' yi seyrettim, 2 filmini birden. Çok hoşlanmasam bile yeni bir Cem Yılmaz sineması tadı başladığı için açıkçası gelecekte neler yapıcağını merak ettim bu arada sinemada bambaşka bir adamın cevher olduğunu da gördüm. Mazhar Fuat' taki Özkan' ın muhteşem bir adam, muhteşem bir yetenek. Bence Cem Yılmaz filmlerinde kendini fark ettiren yeni bir yıldız doğdu, müzik dünyasının dışında.

ST: Bugüne kadar pek çok ünlü isimle ilgili sayısız haber ve yorumda bulundunuz bulunuyorsunuz da, Haber ve yorumda bulunurken ilkeleriniz neler?

TI: Haber konusunda veya yorum konusundaki ilkelerim şu, dürüst olmaya çalışıyorum. İçini, dışını bilmeden fikir yürütmemeye çalışıyorum, mümkün olduğu kadar da boş yere ahkam kesmiyorum. Mutlaka gün içinde 1 yada 2 yerden, hatta 3 yada 4 yerden doğrulatıyorum konuşacağım haber yada yazacağım haberlerle ilgili son teyit yerim haberin kahramanları. Konuşurlar yada konuşmazlar ama onlara şunu iletmek için son defa onları arıyorum. Bu konuyla ilgili ben çok şey biliyorum yada bildiklerim var, en son size soruyorum, hani ister söyleyin yada ister söylemeyin ama ben bildiklerimi söyliycem teyitinde bu.Bir çoğuna da aslında antrak sağlıyoruz ama tabii her ünlü kendi özel hayatıyla ilgili sadece iyilerin konuşulması istediği için bildiklerimizi konuşmamızdan yana çok mutlu değiller. Bu yüzden de zaman zaman birbirimize ters düştüğümüz, hatta küs olduğumuz isimler oluyor.

ST: Biraz özel hayatınızdan bahseder misiniz size göre bir evlilik ya da ilişkinin sağlıklı ve huzurlu bir şekilde idame ettirebilmesi nelere bağlı?

TI: Özel hayatımda evliyim. 2 tane çocuğum var. Biri 26 yaşında, biri 24 yaşında. Sağlık durumum iyi, şükürler olsun. Aile hayatına çok önem veriyorum. Cumartesi ve Pazarlarım mutlaka ailemle geçer ne isterlerse o yapılır, birlikte bir şeyler yapmayı çok seviyoruz. Hafta içi zaten hem mesleki açıdan, hem de program açısından geç saatlere kadar dışarda olduğum için Cumartesi ve Pazar'ımızı birbirimize ayırıyoruz. Mümkün olduğu kadar ayrı kalmamaya çalışıyoruz hafta sonlarında.

ST: Hayattan aldığınız en büyük ders nedir?

TI: Yalnız olduğunuzu hiç unutmayacaksınız. Bu yolda yalnızsınız yürüyebildiğiniz kadar başınız dik yürüyeceksiniz. Bu çok önemli bir şeyler tabi ki mutlaka tam etkenler var hem meslek açısından, hem dostlarınız açısından ama hep söylüyorum size sizden başka dost yok. Hem ünlüler dünyası için, hem bizim dünyamız için.

ST: Meslek hayatınız boyunca deneyimlediklerinizi kaleme alma düşünceniz var mı?

TI: Evet kaleme almaya niyetim var hayatımla ilgili geçmiş dönemleri ve bir tane biyografi denemesi yapmıştım. İş adamı Erdal Acar' ın hayatını yazmıştım. Ama o bir özel istek üzerine kaleme alınmış bir işti. Kendi hayatımı yazmak istiyorum. O yüzden de yarısına kadar geldim diyebilirim orda da bir vicdan muhakemesi yapıyorum ve henüz cevabını verebilmiş değilim. Geçmiş dönemlerde konuşmadığım ve anlatmadığım şeyleri bir kitabın içinde yazmalıyım kısmında böyle bir tereddütte kaldım, kitabın yarısı hazır, yarısı yazılmak için beni bekliyor ama dediğim gibi bir kararsızlık yaşıyorum. Neresi ağır basarsa onu yapacağım hala bir karar verebilmiş değilim.

ST:Kendiniz de neyi değiştirmek isterdiniz? Ya da hangi özelliği eklemek isterdiniz?

TI: Kendimde değiştirmek istediğim yani çok fazla insan seviyorum belki bunu değiştirmek isterdim ama pişman mıyım, değilim, hayatta çok kazık yemiş olmama rağmen özellikle dostlarımdan, arkadaş bildiklerimden. Hiç bir zaman insanlardan soğumadım. Hani illa da bir şey değiştir deselerdi belki de bu sevecen tavrımdan vazgeçmek isteyebilirdim ama pişman mıyım asla değilim hala insanları çok seviyorum.

ST: Başarılı bir gazeteci olarak Kime hangi soruyu sormak isterdiniz?
TI: Valla o kadar çok sormak istediğim soru var ki ama cevapsız kalacağını bildiğim için biriktirdiğim çok soru var. Tarkan' a sorular sormak isterdim. Ajda Pekkan' a sorular sormak isterdim. Eğer karşımda olsaydı Beren Saat'e sorular sormak isterdim hemde öyle bir tane, iki tane falan değil. Benim bir şeyim var, ben soru sorarken biraz edepsiz bir adamım da böyle utanmam falan yok. Böyle net sorarım sorularımı ve her zaman Şuna inanırım biri eğer bir gazeteci olarak size güvenip karşınıza oturuyorsa röportaja, o insanla yaptığınız röportajın soru ve cevap olarak hakkını vermelisiniz. Aksi takdirde öyle Birbirinizi yağladığınız öpüp kokladığınız bir röportajsa ben ona çok röportaj gibi bakmıyorum. Böyle hakkını verdiğim, sağlam bir röportaj yapmak isterdim, özellikle Tarkan'la.

ST: Günümüzde tanınan isimler ile sizin mesleğe başladığınız dönemlerde ki isimleri karşılaştırdığınız da gazeteci sanatçı ilişkilerini nasıl buluyorsunuz?

TI: Geçmiş dönemdeki sanatçıların gazetecilere karşı olan daha fazla böyle bir edepli ve saygılı tavırları vardı, şimdi ki gençler biraz daha pervasız, çünkü geçmiş dönemde sadece medya ağırlığı vardı şimdi ise bütün sanatçıların sosyal medyada kendilerine ilişkin gazete ve televizyonları var. Kendilerini daha iyi bizim dışımızda da ifade edebiliyorlar. Tabi ki gazeteci, sanatçı ilişkisinde belli bir saygı çerçevesi devam ediyor ama geçmiş yıllarda ki gibi çok gazetecilere bağlı değiller, bunun da sebebi belki de dijital dünyada oluşan kişilere ait özel sayfalar. Çünkü onlar artık 5 , 10 milyon takipçiye hükmediyorlar oralarda. Ve dilediklerini, istediklerini, istedikleri dakikada yayınlayarak o takipçi kitlesine ulaşabiliyorlar. O yüzden medyanın çok ciddi bir kaybı var bu konuda sanıyorum gelecek yıllarda bu kayıp veya aradaki uçurum biraz daha fazla açılacak .

ST: Son olarak kadınım.com okurlarına neler söylemek istersiniz.

TI: Kadınım.com okurlarına söylemek istediklerim, internet dünyası benim ilk adım attığım yayın alanlarından bir tanesi ve buralarda çok güzel işler yapılıyor ne yazık ki Türkiye'de biraz geç kalınmış bir alan o yüzden de kadınım com okurlarına burdan tek söyleyceğim şey , bu platforma sahip çıksınlar. Dediğim gibi internet biraz meşakkatli bir alan, sevmeden de yapılabilecek bir alan değil. Türkiye'de de ne yazık ki karşılığını çok geç bulan bir alan o yüzden arkadaşlarımı kutluyorum bu konuda .

Milli Antrenör Boksör Oyuncu
Serkan TATAR