İyi Yaş Almak Mümkün mü ?

Birkaç hafta önce yıllar önce birlikte çalıştığım İngiliz yöneticim, Türkiye’ye gelince görüşme imkanım oldu. Kendisi aktüer (finansal riskleri değerlendirebilen, çözümler öneren, ve her çözümün uzun dönemdeki sonuçlarını irdeleyen profesyonel) olduğu için döndü dolaştı, konu yaşlanan nüfusa geldi. Ve bana dedi ki, aslında henüz hepimizin 100 yaşına kadar yaşayacağımızın tıbbi bir delili yok yani henüz bunu bilmiyoruz ama daha fazla insan mesela 85 yaşını görebileceğinden toplam nüfus içinde yaşlı nüfusu artıyor. Çok önemli olmakla beraber bu konunun ekonomik ve sosyal boyutlarını bir tarafa itersek, ondan aldığım tüyo, muhakkak 55-75 yaş arasındaki zaman dilimini gönlümüzce geçirmemiz tavsiyesi oldu. Yani yapılacak seyahatler, uzak destinasyonlar, hobiler, sevdiklerimizle eğlenmek ve tabii biraz da para harcamak. Neden mi zira 75 yaş sonrası hareketliliğimizi zorlayacak sağlık ve ekonomik faktörler oluşma olasılığı hızlı bir biçimde artıyor. O zaman bu dönem keyif zamanı olmalı. Sonrasında katıldığım bir workshopta iyi yaş almanın püf noktalarını zihnimde tazelemişken, bunları not haline getirip sizlerle paylaşmak isteğimin önüne geçemedim.

Anti-aging (yaşlanma karşıtı) ürün ve hizmetlerin inanılmaz popüler olduğu bir dönem yaşıyoruz. Bu kadar kıyaslama ve kalıplar varken, genç, iyi ve bakımlı kalmak adına harcanan paralar dünya üzerinde önemli bir pazarı oluşturuyor. Tabii biz kadınlar bu pazarın erkeklerden daha fazla alıcısı durumundayız. Dış görünüş, bedensel imaj konusunda kuşkusuz yapılabilecek çok şey var ve bunlar hakkında sürekli yazılıp çiziliyor bu yüzden benim değineceğim konu bu değil. Pek çok yeni sınıflandırma duyuyoruz mesela 60 yaş artık orta yaş gibi, ancak 70 sonrası yaşlı kademesi başlar gibi. Burada önemli olan soru şu: dışarıdan genç görülebiliriz ama peki ya içeride durum nasıl? Zihnimiz ne kadar sağlam, organlarımız ne durumda, psikolojimiz nasıl? Ve en önemlisi sürdürülebilir bir hayat kalitesine sahip olmaya çabalıyor muyuz? Kısacası iyi yaş almak gerçekte nedir?

Bunlarla ne demek istiyorum:

Tabii ki iyi yaş almada değiştiremeyeceğimiz alan genetik mirasımız. Bununla doğuyor, büyüyoruz ve belki de yarıya yakın bir kısım kökünü buradan alıyor. Ama emek vereceğimiz, dikkat edip çabalayarak iyileştireceğimiz pek çok konu var.

Mobilite- Hareketli kalma, kendi işimizi kendimizin yapacağı enerjiye sahip olma.
Uzmanlar en önemli anti-aging faktörünün fiziksel aktivite becerisi olduğunu belirtiyorlar. Hareketli bir yaşam sürmek, ileri yaşlarda da yapabileceğimiz sporlara yönelmek, kas ve iskelet sisteminin güçlendirecek egzersizleri genç yaşlarda hayatımıza katmak, sakatlanmamak adına kişisel güç seviyemizi bilerek kendimizi aşırı zorlamadan ama tüm yıla yayılan süreklilik arz eden spor ve aktivitelere yönelmek olası. Hayatımıza, hareket edeceğimiz yürüyüş, bisiklet gibi sporların yanı sıra ağırlık gibi güç egzersizleri, yoga pilates gibi esneklik ve denge katacak pratikleri katmalıyız.
Bana göre en önemlisi keyif alacağımız, bizi çok zorlamayan ve zamanın nasıl geçtiğini bile anlamayacağımız aktiviteleri listeye almak. Mesela dansın önemi hem keyif katması hem hareketleri ezberlemenin beyin sağlığına olumlu etkisinin olmasından kaynaklanıyor.

Beslenme - Kafamız karışık, çünkü bu konuda sürekli değişen ve çelişen bilgilere maruz kalıyoruz. En önemli konu beslenmenin kişiye özel bir konu olması. Kendi bedenimizi ve değerlerimizi bilerek bireysel yaşam tarzımıza ve içinde bulunduğumuz coğrafyaya uyum sağlayacak diyetleri benimsememiz. Bunun en güzeli de dünyanın olumlu etkisini kabul ettiği Akdeniz diyeti. Bu konuda başvurulacak makale sayısı çok ve ben bir beslenme uzmanı değilim ancak alınacak ilave takviyelerin bile, büyük kısmının besinlerimizden alınması gerektiğine gönülden inanıyor ve buna göre yaşıyorum. Bedenin yaş aldıkça, kilo almakla ilgili bir eğilimi var bu yüzden beden kitle endeksimizi bilmek, kiloya kilo katmadan yaş günleri kutlamak hedefimiz olsa nasıl olur?

Zihin sağlığımız: Hafıza, zihinsel kapasite, problem çözme, entelektüel iletişime geçme gibi becerilerimizi etkiliyor. Dünya sağlık örgütünün verilerine göre gelecek için gittikçe önem kazanan bir konu da demans. Beyni aktif ve zinde tutmak genç yaşlarda önem vereceğimiz hassas bir sağlık alanı. Çevremde 50+ arkadaşlarımın bir kısmı emeklilik moduna geçtiler. Oysa zihni aktif tutmak için mümkün oldukça öğrenme ve gelişme konularında istekli olmak gerekiyor. Bir yöntem, eğer yaptığımız işi seviyorsak çalışma yaşamını istenilen biçime kaydırmak, mümkünse biraz esneterek emekliliği geciktirmek olabilir. Farklı bir yöntem merakımızı beslemek, yeni bilgiler ve beceriler öğrenmek mesela yeni bir dil, yeni hobiler, müzik aleti çalmak, briç, satranç öğrenmek, ikinci bahar üniversiteleri, kurslarına katılmak. Elle yazı yazmanın beyin sağlığına iyi geldiğini biliyor muydunuz? Her gün 6 dakika veya 3 sayfa veya farklı bir hedef ile yazı yazmanın hem beyin hem duygular için ilaç olduğunu düşünebilirsiniz. Yaşam boyu öğrenmeyi kesmemek hep bir hedef peşinde koşmak beynin plastisitesini desteklemek bizi zihinsel olarak genç tutuyor. Bu arada kafa travmalarından kaçınmayı ve tedbirli hareket etmeyi öneriyorum.
Beyni yaşlandıran ve bizi strese sokan en önemli faktörlerden biri ise olumsuz düşünceler. Olumsuz düşüncelerin en son durağı depresyon olabiliyor ve menopoz ve andropozda bu eğilim daha da artıyor. Bunun ilacı ise meditasyon ve mindfulness pratiklerini mümkün oldukça erken hayatımızın bir parçası haline getirmek. Bunu yapamıyorsak bize iyi gelen şeyleri hayatımıza daha fazla sokmak.

Alışkanlıklar – Çok farklı alışkanlıklarımız olabilir, burada önemli olan uzun vadede sağlığımızı etkileyecek olanları bilmek ve buna göre tutum sergilemek. Hemen aklımıza geldi tabii mesela sigara ve alkol. Alkol ile ilgili önemli bir bilimsel veri beyin sağlığını olumsuz etkilediği.
Uyku ise son dönemin en önemli şifa ve hücre yenilenme faktörü olarak kabul ediliyor. Hücrelerimiz kadar genciz o zaman iyi ve ortalama 7 saatlik bir uykunun peşinde koşmamız ve bu konuyu odağımıza getirmemizi öneriyorum.

Sosyal/ ruhsal /duygusal becerileri beslemek – Mutluluk ile ilgili ülkemizde bilimsel veriler yok ama dünya genelinde 30’lu yaşların ortasından itibaren 50’li yaşların başına kadar mutluluk aşağı düşen bir endekse dönüşüyor ve tekrar 50’li yaşlardan itibaren artmaya başlıyor. İyi haber değil mi? Peki, bunu sağlamak için reçete yazılacak olsa oldukça önemli anti aging konusu ne olurdu sizce? Sosyal çevre, yakın ve samimi ilişkiler, ağlayabileceğimiz omuzlar, dertleşebileceğimiz akıl verecek, danışabileceğimiz dostlar ve tabii iyi aile ilişkileri. Evlilik konusunda ne düşünürsünüz bilmem ama evlilik yaş almada hem kadına hem erkeğe olumlu yansıyor. Kaliteli bir partner ilişkisi ve duygusal bağ kurulan ve sürdürülen cinsel hayat da iyi yaş almada panzehir görevi görüyor. En az bir çeşit sanatla ilgilenmek, sanat ve kültür aktivitelerine katılmak da yaşlanmanın keyifli hale gelmesini sağlıyor. Hatta ölüm riskini bile azalttığı yönünde veriler mevcut. İleri yaşların en keyif ve enerji verecek konularından biri de topluma fayda, yardımseverlik ve gönüllülük çalışmaları. Birilerine dokunmak, etki yaratmak, somut fayda sağlamak ruhu genç tutuyor. Bilgi birikimimizi yansıtacak gönüllü mentorluk çalışmalarını da listeye ekleyebiliriz.

Son olarak, gözlemlediğim yaş almayla barışmamızın ve kabulün enerjimizi etkilediği. Yaş almakla savaşmak yerine barış yapmak, bilgilenmek, kişisel durumumuzun farkında olmak, trendler yerine bilimsel kanıtların ve sezgimizin peşinde koşmak, buna göre yöntemler ve çözümler denemek, hayata ve kendimize yaklaşımımızda sevgiden, nezaketten ve şefkatten ödün vermemek.

Her yeni yaş ile yeni bir rengin hayatınıza katılması dileğiyle…

Sibel Yücesan