Anasayfa / Blog

D vitaminin önemi

Sevgili Okurlar,

D vitaminini diğer vitaminler gibi görüyor olabilirsiniz ama o bir vitaminden çok daha fazlası. Düşündüğümüzden daha karmaşık ve daha fazla işlevi var. Bir süre öncesine kadar eksikliğinde çocuklarda raşitizm (kemik zayıflığı) olur bilgisiyle yaklaşılan D vitamini, artık yeni çalışmalarla yapısı ve yararları çok daha iyi aydınlatılmış durumda.

Güneş ışığıyla birlikte cildimizde yapılıyor. Bu yüzden güneş ışığı vitamini olarak adlandırılıyor. En önemli işlevi vücutta kalsiyum ve fosfor dengesini kurmasıdır. Kemiklerin ve dişlerin normal büyümesi ve gelişimi için çok önemli. Yağda eriyebilen bir vitamin olmasına karşın, vücutta sentez edilen ve sentezlendiği yerin dışında farklı bölgelerde etki göstermesi nedeniyle günümüzde bir hormon olarak da tanımlanmaktadır. Kalsiyum dengesi üzerine bilinen olumlu etkilerinin yanı sıra, endokrin sistemle ilgili fizyolojik işlevlere de sahiptir. Şişmanlık ve insülin direncinin neden olduğu hastalıkların oluşumunu önlediği, eksikliğinin ise bu hastalıkların ortaya çıkmasını kolaylaştırdığı ileri sürülmektedir. Kardiyovasküler hastalıklar, metabolik sendrom, obezite, insülin direnci ve Tip2 DM gibi kronik hastalıklarla ilişkili olduğu saptanmıştır.

D vitamini, genleri açıp kapatmak için hücrelerin çekirdeğine giden bir faktör gibi davranabilen hormondur. Eksikliğinde birkaç kanser türü riskinin artmasıyla ilişkili olduğunu ileri sürmek için yeterli miktarda kanıt bulunmaktadır.

• Osteoporoz, düşme ve kırıklar: Yeterli dozlarda D vitamini, özellikle yaşlılarda osteoporoz (kemik erimesi), düşme ve kırıkların önlenmesine yardımcı olabilir.

• Dayanıklılık ve Kas ağrısı: D vitamini takviyesi kemik ve kaslarda dayanıklılık sağlar. Yorgun hissetmeyi engeller.

• Diyabet: Bebeklerdeki bir çalışma, günlük yeterli doz D vitaminin tip 1 diyabet riskini %78 azalttığını bulmuştur. Ayrıca yetişkinlerde tip II diyabet riskinin azalmasını sağladığına dair birçok çalışma var.

• Kanser: D vitamini kanseri önlemeye yardımcı olabilir. Birçok çalışma, yeteri miktarda alınan D vitaminin kanser riskini % 60 oranında azaltabildiğini gösteriyor.

• Depresyon ve beyinsel fonksiyonlar: Çalışmalar D vitamini eksikliği ile depresyon arasında bir bağ olduğunu göstermiştir. Depresyonu olan kişilerde yapılan testlerde düşük D vitaminine sahip oldukları bulundu. D vitamininin beyin fonksiyonu için önemli olduğundan, yetersiz seviyelerinin depresyon ve diğer zihinsel hastalıklarda rol oynayabileceğine inanılıyor.

• Bağışıklık ve Alerji: D vitamini bağışıklık sisteminin doğru çalışması için çok önemlidir. Düşük D vitamini seviyeleri, solunum yolu enfeksiyonu riski ile bağlantılı iken, D vitamini takviyesi grip riskini düşürür. Alerjiyi önler.

• Yara iyileşmesi: D vitaminin yara iyileşme sürecinin bir parçası olarak yeni cilt oluşturmak için çok önemli olan bileşiklerin üretimini arttırdığı bulunmuştur.

• Saç dökülmesi: Yetersiz D vitamini düzeylerinin saç dökülmesine sebep olabileceği bulunmuştur.

Tüm bu hayati fonksiyonlarına rağmen D vitamini eksikliği oldukça yaygındır. Türkiye’de yapılan çalışmalarda her 10 kişiden 9’u yetersiz D vitamini düzeyine sahip. Süt, ayran, kefir, peynir ve yoğurt, ton balığı, somon, uskumru, istiridye d vitaminince zengin besinler olmakla birlikte ihtiyacımız olan miktar D vitaminini sadece besinlerden karşılamamız neredeyse imkansız. Güneş her ne kadar D vitamini almak için en iyi yol olsa da günümüz yaşamında o da yeterli olamıyor.

• Koyu tenli olmak

• Yaş

• Aşırı kilolu veya obez olmak.

• Yeterli balık ya da süt tüketmiyor olmak

• Coğrafi olarak ekvatordan uzakta yaşamak

• Dışarı çıkarken daima güneş koruyucu kullanmak

Eksikliğin görülmesindeki temel sebeplerden.

D vitamininde yapılan araştırmaların ve bilgilerin artması kullanımının da artmasını sağladı. Fakat kullanım dozunun kişiye özgü olduğu unutulmamalı. Yüksek dozdaki formlar böbrek ve karaciğere vereceği yükler sebebiyle ölçümler sonucunda, sadece gerekli hallerde ve doktor gözetiminde kullanılması gerektiğini unutmayalım.

Ayrıca D vitamini, uyku düzeninden duygu durumuna kadar her şeyi etkileyebilen bir nörotransmiter olan serotonin seviyelerini arttırabiliyor. Serotonin ise iştahınızı kontrol etmede rol oynayıp, tokluğu artırabilir ve kalori alımını azaltabilir.

Bilim bir atasözünün daha doğruluğunu kanıtlamış oldu. Güneş girmeyen eve doktor giriyor.


Sizin İçin Seçtiklerimiz


Adile Özdağ

Yazar -Sağlık

© Copyright 2019 Kadınım.com